Beyaz Eşyada Üretim Bantları Durma Noktasına Geldi: Sektör Derin Krizde
Türkiye beyaz eşya sektöründe ilk çeyrek verileri, hem ihracat hem de üretimde yaşanan ciddi daralmayı gözler önüne serdi. 2025‘te 20.2 milyon adet ihracatla kapanış yapan ve ihracat hacmini 10 yıl önceki seviyelere düşüren sektör, küresel gelişmelerin de etkisiyle bu yılın ilk çeyreğinde çift haneli kayıplarla karşılaştı. 2026 yılının ilk çeyreğinde 6 ana ürün grubunda iç satışlarda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 oranında bir daralma yaşandı.
İhracat ve Üretimde Büyük Düşüşler Kaydedildi
İhracatta son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken, 2026‘nın ilk üç ayında ihracat yüzde 23 oranında azaldı. İhracattaki düşüş, üretim adetlerine de olumsuz yansıdı ve üretim miktarı yüzde 21 geriledi. Toplam satışlar ise yüzde 19 düşüşle 6 milyon 288 bin 817 adet olarak gerçekleşti. Özellikle Mart ayı özelinde ihracattaki yüzde 29‘luk rekor düşüş, üretimde de yüzde 14‘lük bir kayba neden oldu.
TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül Sektörün Sorunlarını Değerlendirdi
Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, sektörün rekabet gücünün ihracat daralması, maliyet artışları ve korumacı ticaret politikaları üçgeninde sıkıştığını belirtti. Uzakdoğu’nun agresif fiyatlandırmasına dikkat çeken Şengül, “İhracat hacmimiz 10 yıl önceki seviyelere döndü. İç pazarı canlandırmak için kredi kartı taksitlendirme imkanlarının artırılması ve enerji verimli ürünlere vergi teşviki sağlanması kritik önemde” dedi.
Türkiye Beyaz Eşya Sektöründe Küresel Konumu
Türkiye’nin yüzde 7‘lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda olduğunu kaydeden Şengül, “2025 yılı itibariyle yıllık 29 milyon üretim adediyle faaliyet gösteren beyaz eşya sektörü, 60 bin doğrudan, 600 bin dolaylı istihdam alanı sağlıyor. İstihdamını var gücüyle korumaya çalışan sektörümüz, Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarıyla küresel piyasalardaki rekabet gücünü artırmayı hedefliyor” diye konuştu.
Kalıcılık Riski ve Rekabet Gücünün Önemi
“İhracat ve iç pazarda süregelen bu görünümün 2026‘ya da taşınması, mevcut eğilimin kalıcılık riskini artırıyor” diyen Şengül, “Bu çerçevede ortaya çıkan tablo, sektörümüz açısından rekabet gücünün korunmasının artık daha kritik bir öncelik haline geldiğini gösteriyor” dedi. Şengül, hem iç satışlarda hem ihracatta geçen yılın aynı dönemine kıyasla daralmanın sürdüğünü ve bu durumun üretim adetlerine de belirgin şekilde yansıdığına dikkat çekti.
Üretim ve İhracat Kapasitesinin Korunması Gerekliliği
Şengül, ihracat ve iç pazarda uzunca süredir gözlenen ve 2026‘da da devam eden zayıf seyri tersine çevirmek için üretim ve ihracat kapasitesinin korunması, yurtdışında rekabet gücünün devam ettirilmesi gerektiğini belirtirken bunun için de girdi maliyetlerinin dengelenmesi ve yurtdışı pazarlarda rekabeti zayıflatacak ilave yüklerden kaçınılmasının kritik önemde olduğunu vurguladı.
İç Pazarın Desteklenmesi ve Enerji Verimli Ürünlere Teşvik Çağrısı
Üretimdeki gerilemenin kalıcı hale gelmemesi için iç pazarın da desteklenmesi çağrısı yapan Alper Şengül, kredi kartı faiz ve komisyon oranlarının satış kanallarına olumsuz yansıdığını ifade ederek “Kredi kartı taksitlendirme imkanlarının artırılması iç talebin sürekliliğine katkı sunar” dedi. İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek ve aynı zamanda Türkiye’nin uzun vadeli hedefleriyle uyumlu yapısal adımlara ihtiyaç olduğuna işaret eden Şengül, bu bakımdan enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, mevcut tabloya en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğunu vurguladı. Şengül, şunları söyledi: “Bugün daha büyük ve daha yüksek performanslı ürünler, çok daha düşük enerji tüketimiyle çalışıyor. Enerji verimli ürünlerin yaygınlaşması yalnızca enerji tasarrufu sağlamakla sınırlı kalmıyor. Aynı zamanda kaynak verimliliğini artırarak üretimi destekleyecek ve ihracat açısından da önemli bir kaldıraç etkisi yaratacak. Bu nedenle, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin milli servetin korunması ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi açısından kritik önem taşıyor.” Verilere göre, Türkiye’de 5-5.5 milyon adet dönüşmesi gereken ürün bulunuyor.
Hammaddede Anti-Damping Soruşturmaları Maliyetleri Artırıyor
Beyaz eşya gibi kritik imalat sanayi sektörlerinde girdi maliyetlerine yönelik korumacı politikalar hakkında değerlendirmelerde bulunan TÜRKBESD Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, sonuçlanan ve devam eden soruşturmaların sektör maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirterek, “Beyaz eşya sektörü açısından en kritik gündem maddesi, sac ürünlerine yönelik devam eden anti-damping soruşturması. Özellikle boyalı sac tarafında, sektörün ihtiyaç duyduğu teknik gereksinimleri karşılayan her kalite sacın üretimi Türkiye’de bulunmuyor. Bu nedenle söz konusu ürünlerde ithalat, sektörümüz için bir tercih değil zorunluluk” dedi. Halihazırda bu ürün grubunda yüzde 15 ile 20 arasında değişen oranlarda gümrük vergileri uygulandığını hatırlatan Yavuz, “Mevcut vergilere eklenecek yeni yüklerin hem iç hem de uluslararası rekabet gücünü zayıflatması ve istihdam üzerinde baskı oluşturması kaçınılmaz olacak. Bu çerçevede, maliyetlerimizin yaklaşık yüzde 17‘sini oluşturan yassı çelik ürün grubunda devam eden anti-damping soruşturmasının, sektör gerçekleri dikkate alınarak ve ülke ekonomisinin bütüncül çıkarları gözetilerek önlemsiz şekilde sonuçlandırılmalı” diye konuştu.
GEKAP Artışları ve Kurumlar Vergisi Konusundaki Talepler
TÜRKBESD Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, beyaz eşya sanayisinin son dört yılda hem küresel pazarlarda yaşanan daralma hem de artan maliyet unsurları nedeniyle ihracatta gerileme yaşadığını belirterek, özellikle Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) artışlarının sektörde ciddi maliyet baskısı yarattığını vurguladı. Özkadı, “2020‘de uygulanan birim fiyatlar, Mart 2026 itibarıyla yüzde 1550-1666,7 bandında arttı. Bugün sektörümüze yansıyan yıllık GEKAP yükü yaklaşık 3 milyar TL düzeyine ulaştı. 2020-2025 yılları arasında kümülatif etki değerlendirildiğinde ise, yalnızca beyaz eşya sektöründen tahsil edilen GEKAP gelirlerinin yaklaşık 250 milyon dolar seviyesine ulaştığı tahmin ediliyor. Bu tutar, iki fabrika inşaatı eder” dedi. İmalatçı ihracatçılara yönelik kurumlar vergisi oranının yüzde 9‘a indirilmesini de değerlendiren Özkadı, “Vergi indirimi toplam üzerinden yapılmalı ve ekosistemi yukarı çekecek politikalar üretilmeli” dedi.
İç Pazarda Bayi Sorunları ve Tüketici Uyarıları
İç pazarda bayilerin paraya erişim sorunu yaşadığını, bu ortamda yeni alımlara girmek istemediğini söyleyen TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, perakende tarafında ise kurutma makinelerinin pazarı sübvanse ettiğini belirtti. Kuseyri, son 3 yıldır en fazla satışın kurutma makinesinde olduğunu kaydetti. Satış sonrası hizmetlerde yaşanan mağduriyetlere değinen Kuseyri, tüketicileri internetteki sahte yetkili servis ilanlarına karşı uyardı. Kuseyri, “Teknik destek için arama motorları yerine markaların resmi sitelerini veya Bakanlığın servis.gov.tr adresini kullanın” uyarısı yaptı.
Finans Hattı Yorum:
Beyaz eşya sektöründeki bu derin daralma, sadece Türkiye ekonomisi için değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirleri için de önemli bir gösterge niteliği taşıyor. Avrupa’nın en büyük üretim merkezlerinden biri olan Türkiye’nin, artan maliyetler, korumacı ticaret politikaları ve küresel ekonomik yavaşlama gibi faktörler karşısında zorlanması dikkat çekici. Sektör temsilcilerinin dile getirdiği, kredi kartı taksitlendirme imkanlarının artırılması ve enerji verimli ürünlere yönelik vergi teşvikleri gibi talepler, iç pazarı canlandırma ve sektörün rekabet gücünü koruma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Özellikle hammaddeye yönelik devam eden anti-damping soruşturmaları ve GEKAP gibi ek maliyet unsurları, sektörün uluslararası alanda rekabet etme kabiliyetini zayıflatıyor. Sektörün, Ar-Ge, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımlarıyla küresel pazardaki konumunu güçlendirme hedefi, bu zorlu süreçte ne kadar başarılı olacağı merak konusu. Alper Şengül’ün “rekabetçilik üçgenine sıkıştık” ifadesi, sektörün içinde bulunduğu çıkmazı özetler nitelikte. Bu durumun sürdürülebilirliği, hem iç hem de dış dinamiklerin nasıl şekilleneceğine bağlı olacak. Tüketicilere yönelik servis uyarıları ise, sektördeki güven ve şeffaflık sorunlarına işaret ediyor.










