Küresel Gerilim Borsa İstanbul’u Vurdu
Küresel piyasalarda artan jeopolitik riskler ve yükselen tahvil getirileri, Borsa İstanbul’da ciddi satış baskısı oluşturdu. Özellikle ABD’nin İran’a yönelik artan tansiyonu ve Brent petrol fiyatlarındaki sert yükseliş, yatırımcı iştahını olumsuz etkiledi. Bu durum, yerel piyasada %10’u aşan düşüşlere ve 13.000 seviyesinin altına gerilemeye neden oldu. Yatırım fonlarındaki tasfiyelerin de bu düşüşü tetiklediği belirtiliyor.
Küresel Piyasalarda Risk İştahı Bozuluyor
Yeni haftaya başlarken küresel piyasalarda risk iştahının azaldığı gözlemleniyor. ABD’nin İran’a yönelik önerileri reddetmesi ve olası bir saldırı spekülasyonlarının enerji fiyatlarını rekor seviyelere taşıması, piyasalarda belirsizliği artırdı. Brent petrolün 107 doları aşması, Ortadoğu’daki jeopolitik risklerin tırmanışta olduğunun bir göstergesi. Bu gelişmeler, ABD vadeli işlem sözleşmeleri ve Asya borsalarında sınırlı da olsa satışlara yol açtı. Teknoloji odaklı yapay zeka hisselerinde görülen sert düşüşler, genel piyasa eğilimini destekler nitelikte.
Doların küresel çapta güçlenmesi ve ABD 30 yıllık tahvil getirilerinin 2004’ten bu yana en yüksek seviye olan %5,5’e ulaşması, riskli varlıklara olan talebi azaltan diğer önemli faktörler olarak öne çıkıyor. Tarihsel verilere bakıldığında, tahvil getirileri ile hisse senedi piyasaları arasındaki ilişkinin her zaman aynı yönde olmadığı görülüyor. Bazı dönemlerde getiriler yükselirken borsalar da artış gösterirken, bazı dönemlerde ise ters korelasyon yaşanmıştır. En son 2026 verileri, tahvil getirileri ile hisse senedi piyasaları arasında aynı yönde bir ilişkiye işaret etmektedir.
Borsa İstanbul’da Kritik Seviyeler ve Sektörel Etkiler
Enerji ve tahvil piyasalarındaki şok dalgalarının yanı sıra, yerel piyasada yatırım fonlarındaki tasfiye süreci, Borsa İstanbul’u olumsuz etkilemeye devam ediyor. Endeks, zirve seviyesinden %10’dan fazla gerileyerek kritik öneme sahip 13.000 puanın altına indi. Özellikle yüksek beta oranına sahip bankacılık, gayrimenkul yatırım ortaklıkları (GYO), havacılık ve otomotiv sektörlerindeki hisseler, %10 ila %20 arasında değişen kayıplarla satış dalgasında öncü rol üstlendi. Tasfiye edilen fonların portföylerinde yoğunlukla bulunan TÜM-100 ve BIST-30 endeksi hisselerindeki düşüşler, genel endeksi aşağı çekmeye devam ediyor.
Güncel piyasa beklentileri, ABD vadeli işlem piyasaları ve Asya borsalarındaki seyir dikkate alındığında, Borsa İstanbul’da güne satıcılı bir başlangıç yapılması öngörülüyor. Soruşturmaların şirketlere ve sahiplerine sıçrama ihtimali, endeksteki geri çekilmenin küresel piyasalara göre daha sert olmasına neden olabilir. Mevcut durumda endeks için 12.600 puan destek, 13.100 puan ise direnç seviyeleri olarak takip ediliyor.
Sektörel Beklentiler ve Yatırım Fonları
Enerji fiyatlarındaki ve tahvil getirilerindeki artışın, altın madenciliği, bankacılık ve havacılık gibi sektörler üzerindeki satış baskısını artırması bekleniyor. Spekülatif fonların tasfiye sürecinde, TÜM-100 ve BIST-30 endekslerindeki hisselerin piyasadan negatif ayrışmaya devam etmesi muhtemel görünüyor. Bu süreçte yatırımcıların, halka arz sonrası oluşan fonların performansını ve tasfiye sürecinden olumsuz etkilenen hisseleri yakından takip etmeleri önem taşıyor.
Finans Hattı Yorum:
Küresel jeopolitik gerilimlerin tırmanması ve ABD tahvil faizlerindeki yükseliş, Borsa İstanbul üzerinde önemli bir baskı unsuru oluşturmaktadır. Petrol fiyatlarındaki artış, hem enflasyonist baskıları körükleme potansiyeli taşıması hem de enerji ithalatçısı Türkiye ekonomisi üzerindeki maliyet artışları nedeniyle dikkatle izlenmelidir. Bu durum, genel piyasa duyarlılığını olumsuz etkileyerek riskten kaçış eğilimini güçlendirebilir.
Yerel piyasada, yatırım fonlarının tasfiyesi ve yüksek beta oranına sahip hisselerdeki sert düşüşler, yatırımcı güvenini sarsmaktadır. Endeksin kritik destek seviyelerinin altına inmesi, kısa vadede daha fazla satış baskısı ve volatilite beklentisini artırmaktadır. Yatırımcıların, portföylerini bu değişken piyasa koşullarına göre yeniden gözden geçirmeleri ve savunmacı bir strateji benimsemeleri faydalı olabilir.
Bu tür dalgalı dönemlerde, likiditesi yüksek ve defansif sektörlerdeki şirketlere odaklanmak veya gelişmeleri yakından izleyerek daha uygun giriş noktalarını beklemek stratejik bir yaklaşım olabilir. Küresel gelişmelerin yanı sıra, yerel ekonomik politikaların ve Merkez Bankası’nın olası adımlarının da piyasa üzerindeki etkileri yakından takip edilmelidir.
















