TCMB Faiz İndirimine Hazırlanıyor: Capital Economics Beklentisi
Londra merkezli ekonomi analiz şirketi Capital Economics, Türkiye ekonomisindeki yeniden dengelenme sürecinin belirginleştiğini ve zayıflayan iç talebin dezenflasyonist süreci desteklediğini belirtti. Bu gelişmelerin, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ilerleyen aylarda politika faizinde indirim yapması için gerekli koşulları güçlendirdiği ifade edildi. Enflasyondaki düşüş eğiliminin kalıcılaşması ve beklentilerin istikrar kazanması, faiz indiriminin zamanlaması açısından kritik önem taşıyor.
Capital Economics’in analizine göre, Türkiye ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde çeyreklik bazda %1,1’lik bir büyüme kaydetti. Bu performans, piyasa beklentilerinin hafif üzerinde gerçekleşirken, ilk çeyrekteki büyüme oranı da %0,3’e yukarı yönlü revize edildi. Yıllık büyüme ise %2,3 olarak kaydedildi. Ekonominin üretim tarafında tarım sektörü %13,3’lük büyüme ile öne çıkarken, sanayi sektöründe toparlanma sinyalleri alındı. Ancak, inşaat sektöründe daralma yaşanırken, hizmet sektöründeki büyüme hızının belirgin şekilde yavaşladığı gözlemlendi.
Harcama kalemleri incelendiğinde, iç talepteki yavaşlamanın yeniden dengelenme sürecini daha belirgin hale getirdiği görülüyor. Hanehalkı tüketimi ikinci çeyrekte %1,3 daralarak üst üste ikinci çeyrekte küçüldü. Tüketim harcamalarındaki yıllık büyüme de %5,1’den %3,5’e geriledi. Sabit sermaye yatırımları çeyreklik bazda yatay seyrederken, yıllık bazda %0,6’lık sınırlı bir artış gösterdi. Dış ticaret verileri ise dikkat çekici bir iyileşmeye işaret ediyor. İthalatın çeyreklik bazda %1,8, yıllık bazda ise %6,4 gerilemesi ve aynı dönemde ihracatın %6,2 oranında toparlanmasıyla, dış ticaret dengesi yaklaşık iki yıl aradan sonra ilk kez ekonomik büyümeye pozitif katkı sağladı.
TCMB Faiz İndirimi İçin Ekim Ayını İşaret Etti
Capital Economics, ekonomik aktiviteye ilişkin göstergelerin ve anket verilerinin üçüncü çeyreğe de zayıf bir başlangıç yapıldığına işaret ettiğini vurguladı. Bu doğrultuda, kuruluş Türkiye ekonomisinin 2026 yılında %2,5, 2027 yılında ise %3 büyümesini bekliyor. Bu tahminler, mevcut piyasa beklentilerinin altında kalıyor.
Raporda, iç talepteki yavaşlamanın dezenflasyon süreci üzerindeki olumlu etkisinin devam edeceği öngörülüyor. Son aylarda aylık enflasyon rakamlarının ılımlı seyrettiği ve bu eğilimin Ağustos ayı verilerinde de sürdürülmesi beklendiği belirtildi. TCMB’nin Ağustos ayında repo ihalelerine yeniden başlamasıyla ortalama fonlama maliyetinin %40’tan %37’ye gerilemiş olması da dikkate alınan faktörler arasında yer alıyor.
Capital Economics, TCMB’nin politika faizinde ilk indirimi gerçekleştirmesi için daha fazla kanıt görmek isteyeceğine inanıyor. Bu kanıtların başında, enflasyondaki düşüş trendinin kalıcılığı ve enflasyon beklentilerindeki istikrar geliyor. Kurum, politika faizinde 100 baz puanlık bir indirimin Ekim ayında gerçekleşmesinin en olası senaryo olduğunu değerlendiriyor.
Yeniden dengelenme sürecinin ekonomik aktivite üzerindeki etkileri ve enflasyonla mücadeledeki kararlılık, önümüzdeki dönemde finansal piyasaların odak noktası olmaya devam edecek. Zayıflayan iç talep ve toparlanan dış ticaret dengesi, makroekonomik görünümde önemli değişimlere işaret ediyor. Yatırımcılar ve politika yapıcılar, TCMB’nin atacağı adımları ve enflasyonist baskıların seyrini yakından takip edecektir. Bu süreçte, Canlı Döviz Fiyatları gibi göstergelerdeki değişimler de yakından izlenecektir.
Finans Hattı Yorum:
Capital Economics’in faiz indirimi beklentisi, Türkiye ekonomisinin makroekonomik göstergelerindeki değişimlere dayandırılıyor. İkinci çeyrek büyüme verilerinin, özellikle dış ticaretin büyümeye pozitif katkı sağlaması ve iç talepteki yavaşlama, TCMB’nin para politikasında gevşeme alanı bulabileceğine işaret ediyor. Ancak, bu beklentilerin gerçekleşmesi enflasyondaki düşüşün kalıcılığına ve finansal istikrarın korunmasına bağlı olacaktır. Faiz indirimlerinin zamanlaması ve boyutu, TL üzerindeki baskıları ve genel ekonomik aktiviteyi doğrudan etkileyecektir.
İç talepteki yavaşlama, enflasyonla mücadelede önemli bir araç olsa da, ekonomik büyüme üzerinde potansiyel bir sınırlayıcı faktör olabilir. Capital Economics’in tahmin ettiği %2,5’lik 2026 büyüme oranı, geçmiş büyüme trendlerine kıyasla daha ılımlı bir seyri işaret ediyor. Bu durum, yatırımcı duyarlılığını ve risk iştahını etkileyebilir. Küresel ekonomik görünümdeki belirsizlikler de göz önüne alındığında, TCMB’nin kararları, ekonomik aktörler tarafından dikkatle analiz edilecektir.
Önümüzdeki dönemde izlenmesi gereken en kritik unsur, enflasyon verilerindeki eğilim olacaktır. Enflasyonun beklentilerin üzerinde seyretmesi durumunda, faiz indirim sürecinin ertelenmesi veya daha temkinli adımlar atılması gerekebilir. Küresel merkez bankalarının para politikaları, emtia fiyatlarındaki gelişmeler ve jeopolitik riskler de Türkiye ekonomisinin genel performansını etkileyebilecek diğer önemli faktörlerdir. Bu çok yönlü görünümde, TCMB’nin stratejik dengelemeleri yakından takip edilecektir.
















