TÜRKİYE BORÇ PİYASASI 2026’DA BÜYÜYECEK
Fitch: Türkiye Borç Sermaye Piyasası 2026 Ortasında 516 Milyar Dolara Ulaştı, Yıl Sonu Hedefi 550 Milyar Dolar
Fitch Ratings tarafından yapılan son analiz, Türkiye’nin borç sermaye piyasasının (DCM), küresel piyasalardaki yüksek volatiliteye ve bölgesel jeopolitik gerilimlere (özellikle İran savaşı kaynaklı endişeler) rağmen 2026 yılının ilk yarısında önemli bir büyüme kaydettiğini ortaya koymaktadır. Bu dönemde piyasanın büyüklüğü 516 milyar dolara ulaşırken, Fitch, 2026 yılının sonunda piyasanın 550 milyar dolarlık bir hacme ulaşmasını öngörmektedir. Bu büyümenin ana itici gücünün kamu kaynaklı ihraçlar olacağı ve yüksek dış finansman gereksinimleri, yaklaşan borç vadesi ödemeleri ve artan bütçe açıklarının piyasadaki ihraç faaliyetlerini destekleyeceği beklenmektedir.
Rapora göre, bankalar ve şirketler de mevcut piyasa koşullarını fırsat bilerek düzenli olarak ihraçlar gerçekleştirmektedir. Türkiye’nin, küresel finansal stres dönemlerinde dahi dış finansmana erişim sağlama konusundaki olumlu geçmişi ve nispeten düşük kamu borcu seviyeleri, borç sermaye piyasası için önemli bir destekleyici faktör olarak öne çıkmaktadır. Ancak, bölgesel gerilimlerin yatırımcı iştahı üzerinde baskı oluşturabileceği ve bu durumun borçlanma maliyetlerini ve getirilerini etkileyebileceği de raporda belirtilen önemli bir husustur. Bu gelişmeleri yakından takip eden yatırımcılar için güncel şirket haberleri ve canlı borsa verileri büyük önem taşımaktadır.
Türkiye’nin Uluslararası Borçlanma Piyasasındaki Konumu
Fitch’in analizine göre, Türkiye, Çin hariç gelişmekte olan piyasalar arasında 2026’nın ilk yarısında ABD doları cinsinden borç ihracında %7,4’lük bir pay ile altıncı sırada yer almıştır. Bu sıralamada Suudi Arabistan %17’lik pay ile liderliğini korurken, onu sırasıyla Meksika ve Arjantin (%10), Birleşik Arap Emirlikleri ve Endonezya (%8) takip etmiştir. Türkiye’nin toplam borç sermaye piyasası büyüklüğünde yıllık bazda %9’luk bir artış gözlemlenmiştir. Bu piyasanın %64’lük kısmını Türk Lirası cinsinden ihraçlar, %33’lük kısmını ise ABD Doları cinsinden ihraçlar oluşturmaktadır. 2026’nın ilk altı ayında gerçekleştirilen toplam borç ihraç miktarı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %23’lük bir artış göstererek 74 milyar doların üzerine çıkmıştır. Yılın en yüksek ihraç hacmi Ocak ayında kaydedilmiş olup, ikinci çeyrekteki ihraçlar piyasadaki dalgalanmalara rağmen 26 milyar doları aşmıştır.
Sukuk Piyasası ve Uluslararası Yatırımcı İlgisi
İslami finans alanında önemli bir oyuncu olan Türkiye, 2026’nın ilk yarısında küresel sukuk piyasasında beşinci büyük pazar olma konumunu sürdürmüştür. Türkiye aynı zamanda sukuk piyasasında aktif olan üç G20 ülkesinden biri olarak da dikkat çekmektedir. Sukuk piyasasının büyüklüğü yıllık bazda %25,8’lik önemli bir artışla 41 milyar doların üzerine çıkarken, aynı dönemde tahvil piyasasındaki büyüme %8 seviyesinde kalmıştır. Sukuk ihraçları, toplam ABD Doları cinsinden borç piyasasının %10’unu, tüm para birimlerindeki borç piyasasının ise %8’ini oluşturmuştur. Haziran ayı itibarıyla sukuk ihraçları 10 milyar doları aşmış ve bu ihraçların toplam DCM içindeki payı, geçen yılın aynı dönemindeki %8’den %14’e yükselmiştir.
Küresel sukuk hacminde Malezya %33 ile liderliğini sürdürürken, onu Suudi Arabistan (%31), Endonezya (%12) ve Birleşik Arap Emirlikleri (%6) izlemiştir. Türkiye’nin küresel sukuk hacmindeki payı ise %4 olarak gerçekleşmiştir. Fitch tarafından derecelendirilen Türk sukuklarının %98’i “BB-” notuna sahip olup, kalan kısmın notu ise “B+” seviyesindedir. Raporda, bugüne kadar herhangi bir temerrüt vakası kaydedilmediği vurgulanmıştır. Türkiye’nin görünümünün mayıs ayında “Durağan”a revize edilmesinin ardından, tüm sukuk ihraççılarının görünümleri de “Pozitif”ten “Durağan”a çekilmiştir. Fitch tarafından derecelendirilen sukuk hacminde, egemen ihraçlar %69,6 ile en büyük payı oluştururken, kurumsal ihraçların payı %18,2, uluslararası kamu finansmanının payı %6,6 ve finansal kurumların payı %5,6 olarak gerçekleşmiştir. 2026’nın ilk yarısında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı ve Emlak Konut’un gerçekleştirdiği sukuk ihraçları öne çıkan işlemler arasında yer almıştır.
Nisan ve haziran aylarında gerçekleştirilen kamu tahvil ve sukuk ihraçlarında uluslararası yatırımcı talebi oldukça güçlü seyretmiş, bu dönemde talep, arzın 2,5 katından fazla olmuştur. Bu durum, Türkiye’nin borçlanma araçlarına olan uluslararası ilgiyi ve piyasanın likiditesini teyit etmektedir.
Türkiye Borç Sermaye Piyasası (DCM) Özeti 2026 İlk Yarı
| Piyasa Büyüklüğü (İlk Yarı) | 516 Milyar Dolar |
| Beklenen Yıl Sonu Büyüklüğü | 550 Milyar Dolar |
| TL Cinsinden İhraçların Payı | %64 |
| USD Cinsinden İhraçların Payı | %33 |
| Toplam İhraç Miktarı Artışı (Yıllık) | %23 |
| Sukuk Büyüklüğü (Yıllık Artış) | %25,8 |
| Uluslararası Yatırımcı Talebi (Nisan-Haziran) | Arzın 2,5 Katı |
Finans Hattı Yorum:
Fitch’in Türkiye borç sermaye piyasasına ilişkin son raporu, küresel ve bölgesel ekonomik belirsizliklere rağmen piyasanın dirençli bir büyüme sergileyeceğine işaret ediyor. Özellikle kamu harcamalarının ve dış finansman ihtiyacının artacağı beklentisi, ihraç hacimlerinin yüksek seyretmesinde kilit rol oynayacaktır. Sektördeki bu dinamizm, bankacılık ve finansal kurumlar için hem fırsatlar hem de riskler barındırmaktadır. Türkiye’nin dış finansmana erişimindeki mevcut güçlü konumu, yabancı yatırımcıların ilgisinin sürmesi için önemli bir temel oluştururken, bölgesel jeopolitik risklerin ve küresel faiz ortamının etkilerini yakından izlemek gerekecektir.
Piyasadaki genel yatırımcı hissiyatı, olumlu dış dinamikler ve sürdürülen ihraç faaliyetleri ile desteklenmektedir. Özellikle uluslararası yatırımcılardan gelen güçlü talep, Türkiye’nin borçlanma senetlerinin cazibesini koruduğunu göstermektedir. Sukuk piyasasındaki büyüme ivmesi, İslami finans prensiplerine uygun yatırım araçlarına olan talebin arttığını ve Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini yansıtmaktadır. Mevcut durumda, genel olarak “BB-” ve “B+” gibi yatırım yapılabilir seviyelere yakın notlarla piyasa derinleşmektedir.
Yatırımcılar açısından dikkat edilmesi gereken en önemli risk faktörlerinden biri, küresel merkez bankalarının para politikalarındaki olası sıkılaşma ve enflasyonist baskıların devam etmesidir. Bu durum, borçlanma maliyetlerini artırabilir ve Türkiye’nin dış finansman maliyetini yükseltebilir. Ayrıca, bölgesel jeopolitik gerilimlerin tırmanması, yatırımcı iştahını olumsuz etkileyerek piyasa volatilitesini artırabilir. Bu nedenle, yatırımcıların pozisyonlarını volatiliteye karşı koruyacak stratejiler geliştirmeleri ve makroekonomik gelişmeleri yakından takip etmeleri tavsiye edilmektedir. Canlı döviz ve canlı altın fiyatları gibi göstergeler, dış finansal koşullar hakkında önemli ipuçları sunabilir.


















