Giyim, Tekstil ve Deri Sektörlerinde Aylık Bazda Kayda Değer Kayıp
Şubat 2026 İstihdam İzleme Bülteni’ne göre, toplam sigortalı çalışan sayısı yıllık bazda yüzde 2 artarak 25 milyon 455 bin 444’e ulaştı. Ancak, giyim, tekstil ve deri ürünleri imalatı sektörlerinde önemli bir istihdam kaybı yaşanarak bu üç sektördeki toplam kayıp 127 bin 736 kişiye ulaştı.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verileri temel alınarak hazırlanan ve Şubat 2026’ya ait istihdam verilerini içeren bülten, sektörlere göre detaylı bir görünüm sunuyor. Toplam sigortalı çalışan sayısı yıllık yüzde 2’lik bir artış göstererek 25 milyon 455 bin 444 kişiye yükselirken, aylık bazda istihdamda büyük bir değişim gözlenmedi.
SGDP ödenen çalışanlar dahil edildiğinde, toplam sigortalı çalışanların yaklaşık yüzde 74’ünü oluşturan sigortalı ücretli çalışan grubunda (4/a) istihdam yıllık yüzde 2,1 artışla 391 bin 416 kişi olarak kaydedildi. Bu grupta aylık artış ise 16 bin 142 olarak gerçekleşti.
Esnaf ve çiftçileri kapsayan 4/b grubunda ise yıllık bazda yüzde 2,7’lik bir artış yaşanırken, alt kırılımlarda belirgin farklılıklar ortaya çıktı. Çiftçi sayısı yıllık yüzde 45,8 artarak 200 bin 912 kişiye çıkarken, esnaf sayısı yüzde 4,6 azalarak 121 bin 796 kişiye düştü. Kamu sektörünü kapsayan 4/c grubunda ise yıllık artış 20 bin 210 kişi olarak belirtildi.
Şubat 2026 itibarıyla, yıllık bazda incelenen 88 alt sektörün 31’inde sigortalı ücretli çalışan sayısında gerileme yaşandı. En yüksek istihdam kaybı 75 bin 850 kişi ile giyim eşyaları imalatı sektöründe meydana geldi. Bu sektördeki yıllık daralma yüzde 12‘ye ulaştı. Giyim eşyaları imalatını, 41 bin 802 kişilik kayıpla tekstil ürünleri imalatı ve 10 bin 84 kişilik kayıpla deri ve ilgili ürünler imalatı takip etti. Bu üç sektördeki toplam yıllık istihdam kaybı 127 bin 736 kişiye ulaştı.
Oransal olarak en yüksek daralma yüzde 17,2 ile sinema filmi ve ses kaydı yayımcılığı sektöründe görüldü. Bu sektörü yüzde 14,9 ile kayıtlı medyanın basılması ve çoğaltılması, yüzde 13,8 ile de deri ve ilgili ürünler imalatı izledi.
Diğer yandan, Şubat ayında en fazla istihdam artışı sağlayan sektör bina inşaatı oldu. Sektörde çalışan sayısı yıllık bazda 85 bin 529 kişi arttı. Bina inşaatını 54 bin 97 kişilik artışla bina ve çevre düzenleme faaliyetleri izledi. Yiyecek ve içecek hizmeti faaliyetleri (51 bin 84 kişi) ve insan sağlığı hizmetleri (49 bin 28 kişi) ise öne çıkan diğer artış kaydeden sektörler oldu.
Son altı aylık dönemde ücretli çalışan sayısının en fazla azaldığı iller Antalya, Muğla, İzmir, Malatya, Hatay ve Adıyaman olarak sıralandı. Buna karşılık, Ankara, Şanlıurfa, İstanbul, Mersin, Diyarbakır ve Gaziantep ise çalışan sayısının en çok arttığı iller olarak kaydedildi.
Yaklaşık 19 milyon sigortalı ücretli çalışanın yarısının İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya‘da istihdam edildiği belirtilen bültende, çalışan sayısındaki en yüksek yıllık artışın 98 bin 502 kişi ile Ankara’da gerçekleştiği vurgulandı. Ankara’yı 23 bin 712 artışla Konya, 21 bin 483 artışla İstanbul ve 12 bin 278 artışla Kayseri takip etti.
En yüksek istihdam kaybının 13 bin 616 kişi ile Adıyaman’da görüldüğü, bu ili Mersin ve Adana’nın izlediği belirtildi.
Şubat 2026’da kadın çalışan sayısının en fazla arttığı sektör bina ve çevre düzenleme faaliyetleri oldu. Bu sektörde kadın çalışan sayısı yıllık bazda 41 bin 223 kişi arttı. Bina ve çevre düzenleme faaliyetlerini, 32 bin 720 artışla eğitim, 30 bin 259 artışla yiyecek ve içecek hizmeti faaliyetleri ve 24 bin 447 artışla perakende ticaret sektörü takip etti.
Finans Hattı Yorum:
Giyim, tekstil ve deri gibi geleneksel sanayi kollarında yaşanan yüksek istihdam kaybı, Türkiye ekonomisinin yapısal dönüşümüne dair önemli ipuçları veriyor. Bu sektörlerdeki daralma, küresel tedarik zincirlerindeki değişimler, artan maliyetler veya rekabet gücündeki düşüş gibi faktörlerden kaynaklanıyor olabilir. Diğer yandan, inşaat sektöründeki güçlü istihdam artışı, sektöre yönelik teşviklerin ve devam eden altyapı projelerinin etkisini gösteriyor. Bu durum, ekonomik büyümenin motor gücünün hangi sektörlerde yoğunlaştığına dair bir gösterge niteliğinde.
Genel piyasa algısı, bu veriler ışığında iki yönlü seyrediyor. Bir yanda, büyüme potansiyeli yüksek ve dinamik sektörlerdeki artışlar olumlu bir tablo çizerken, diğer yanda, istihdamın lokomotifliğini yapan geleneksel sektörlerdeki küçülme endişe verici. Yatırımcılar, hangi sektörlerin sürdürülebilir bir büyüme potansiyeli taşıdığını ve hangi sektörlerin yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu dikkatle analiz etmelidir. Özellikle giyim, tekstil ve deri sektörlerine yatırım yapanlar için risklerin yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.
Önümüzdeki dönemde, bu eğilimlerin devam edip etmeyeceğini gözlemlemek kritik olacak. İnşaat ve hizmet sektörlerindeki büyümenin devamlılığı, reel sektördeki istihdamın artışını destekleyecektir. Ancak, tekstil, giyim ve deri gibi sektörel istihdam kayıplarının oransal olarak daha da artması, ihracat odaklı bir ekonomi için olumsuz bir sinyal olabilir. Yatırımcıların, sektörel bazda verimlilik artışını hedefleyen ve katma değeri yüksek ürünlere odaklanan şirketlere yönelmesi, bu dalgalanmalardan daha az etkilenmelerini sağlayabilir. Kadın istihdamındaki artışın belirli sektörlerde yoğunlaşması da sosyo-ekonomik açıdan yakından takip edilmelidir.












