Mersin’de Tarım ve Gıda Sektörü Kritik Eşikte
Mersin’in Tarım ve Gıda Arzı Risk Altında
Türkiye’nin tarımsal üretim ve dış satımında merkezi bir konuma sahip olan Mersin, geniş ürün çeşitliliği, güçlü lojistik altyapısı ve yıl boyunca devam eden üretim kapasitesiyle hem ulusal gıda arz güvenliği hem de küresel tedarik zinciri açısından stratejik bir merkez olma özelliğini taşıyor. Bununla birlikte, artan üretim giderleri, iklim değişikliği ve su kaynaklarındaki belirsizlikler karşısında sürdürülebilirliği temin edecek yapısal tedbirlerin hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Sektörün Güçlü Yönleri ve Zorlukları
Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ö. Abdullah Özdemir, Mersin’in başta meyve, sebze, hububat ve bakliyat olmak üzere gıda arzının sağlanması yoluyla Türkiye’nin gıda güvenliğine kayda değer katkılarda bulunan illerden biri olduğunu belirtti. Özdemir, kentin geniş ürün gamına ve yılın tamamına yayılan üretim olanaklarına sahip olduğuna dikkat çekerek, yerleşik üretim kültürü ve sağlam ticari altyapısının altını çizdi. Özdemir, “Gelişmiş gıda sanayisi sayesinde hem kendi ürettiği ürünleri hem de ithalat yoluyla sağlanan hammaddeleri işleyerek katma değeri yüksek ihracat gerçekleştirebilmektedir. Bu potansiyel ile yalnızca ülkemizin gıda güvencesine ve sürdürülebilirliğine katkı sağlamakla kalmayıp, yaklaşık 750 milyon nüfuslu yakın coğrafya ülkelerine açılan bir kapıdır. Bu yapının daha sağlıklı işlemesi için; üretim, finansman, pazarlama, iklim değişikliği ve doğal afetler gibi çok sayıda riskle karşı karşıya kalan çiftçilerin gelirini koruyacak, özellikle küçük üreticinin gelirini artıracak politikalarla sektörün kırılgan yapısının daha da güçlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, hane halkı harcamalarının yaklaşık %20‘sinin gıdaya ayrıldığı ve gıda enflasyonunun %32,36 olduğu dikkate alındığında, dezenflasyon sürecinin daha güçlü desteklenmesi ve gelir dağılımının daha adil hale getirilmesi önem arz etmektedir” açıklamasında bulundu.
Teknolojik Yatırım ve Politika Güncellemesi Gerekliliği
Özdemir, ayrıca tarımsal Ar-Ge yatırımlarının artırılması ve üretimin teknoloji ile modernleştirilmesi gerektiğine işaret ederek, “Bunun yanında, tarım politikaları kapsamında iklim değişikliği, su stresi, kırsal ve genç nüfusun artırılması ile gıda kaybı ve israfının önlenmesi konularının daha etkin uygulanması gerekmektedir” dedi.
Orta ve Uzun Vadeli Riskler ve İş Birliği Vurgusu
Mersin Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Yusuf Değirmenci, Mersin özelinde gıda arz güvenliği açısından kısa vadede ciddi bir endişe taşımadığını ifade etti. Ancak orta ve uzun vadede belirli risklerin varlığına işaret eden Değirmenci, “Bugün en önemli sorunlardan biri, tarımda uzun vadeli ve sürdürülebilir politikaların yeterince güçlü bir şekilde uygulanamamasıdır. Bu durum hem üreticilerin hem de sektörün diğer paydaşlarının sağlıklı planlama yapmasını engelliyor. Artan maliyetler sadece üretimi değil, lojistik süreçleri de etkileyerek ürünlerin pazara daha yüksek fiyatlarla ulaşmasına neden oluyor. Kamu, özel sektör ve meslek odaları arasında bir iş birliği mevcut ancak bunun daha güçlü bir hale gelmesi gerekiyor. Özellikle gıda ve ziraat mühendislerinin sürece daha aktif dahil olması, hem verimlilik hem de gıda güvenliği açısından büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu.
Finans Hattı Yorum:
Mersin‘in tarım ve gıda sektöründeki stratejik konumu, ülke ekonomisi için hayati öneme sahip. Mevcut yapının hem ulusal hem de uluslararası ölçekte gıda tedarik zincirindeki rolü takdire şayan olsa da, artan maliyetler, iklimsel baskılar ve kaynak kısıtlamaları gibi etkenler, bu kritik sektörün sürdürülebilirliği önündeki ciddi engelleri teşkil ediyor. Özellikle küçük üreticinin gelirini güvence altına alacak ve artıracak politikaların hayata geçirilmesi, sektörün kırılganlığını azaltacaktır. Ayrıca, gıda enflasyonu ile mücadelede atılacak adımlar ve daha adil bir gelir dağılımı, hem hane halkı refahını hem de genel ekonomik istikrarı destekleyecektir.
Sektörün geleceği, teknolojik yeniliklerin benimsenmesi ve bu yeniliklere yönelik Ar-Ge yatırımlarının artırılmasına bağlı. İklim değişikliğiyle mücadele, su kaynaklarının verimli kullanımı ve kırsal nüfusun cazibesinin artırılması gibi uzun vadeli stratejik planlamaların etkin bir şekilde uygulanması, olası riskleri minimize edecektir. Orta ve uzun vadede ortaya çıkabilecek risklerin bertaraf edilmesi için kamu, özel sektör ve meslek odaları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve gıda ile ziraat mühendislerinin süreçlere daha etkin katılımının sağlanması, verimlilik ve gıda güvenliği açısından kritik önem taşımaktadır.
Yatırımcılar ve sektör paydaşları için, bu gelişmeler risk ve fırsatları birlikte barındırıyor. Sürdürülebilirlik odaklı projeler, teknoloji entegrasyonu ve bölgesel kalkınma potansiyeli taşıyan yatırımlar ön plana çıkabilir. Ancak, politika riskleri ve maliyet baskıları göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle, sektöre yönelik stratejik değerlendirmelerde, uzun vadeli öngörüler ve risk yönetimi öncelikli olmalıdır.












