Sanayide Kârlılık Aşındı: İş Dünyası İstihdam ve Maliyet Yüküne Destek İstiyor
Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı kapsamında açıklanan ve imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisi oranının %20‘den %9‘a düşürülmesi ile yatırım süreçlerini tek merkezden yönetecek model, iş dünyası tarafından olumlu karşılansa da, sektör temsilcileri mevcut kârsızlık sorununa dikkat çekerek ek destek talebinde bulundu. Özellikle genç girişimciler ve yabancı yatırımcılar için bir dönüm noktası olarak görülen bu adımların, üretim ve ihracat odaklı büyümeye taze kan getireceği düşünülüyor. Ancak, son iki yıldır birçok ihracatçının kâr üretemediği gerçeği göz önüne alındığında, vergi indiriminin etkisinin sınırlı kalacağı endişesi dile getiriliyor. İş dünyası, bu reformist yaklaşımın sürdürülebilir bir başarıya dönüşmesi için maliyet ve istihdam yüklerini hafifletecek tamamlayıcı yapısal desteklerin şart olduğunu vurguluyor.
İstihdam Desteği ve Döviz Dönüşümünde Artış Talebi
İTHİB önceki dönem Başkanı Ahmet Öksüz, tekstil ve hazır giyim sektörünün yüksek maliyetler nedeniyle zor durumda olduğunu belirterek, istihdam desteğinin 5.000 TL‘ye, döviz dönüşüm desteğinin ise %5‘e çıkarılmasını talep etti. Öksüz, emek yoğun sektörlerin rekabet gücünü koruyabilmesi için vergi indiriminin “tamamlayıcı teşviklerle” güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, mevcut durumda sektörün temel sorununun yüksek maliyetlerden kaynaklanan kârsızlık olduğunu belirtti. “Bu karar, ne yazık ki kârsızlık sorununa doğrudan bir çözüm sunmuyor,” diyen Öksüz, istihdam desteğinin artırılması gerektiğini ve yılın ikinci yarısında uygulamada olan 3.500 TL‘lik desteğin en azından 5.000 TL‘ye çıkarılmasını umduğunu ifade etti. Ayrıca, ihracatçının döviz yükümlülükleri ve kur baskısına karşı korunması gerektiğini belirterek, döviz dönüşüm desteğinin tekstil ve hazır giyim sektörüne özel olarak %5‘e çıkarılmasını talep etti. Öksüz, bu artışın vergi indiriminden çok daha büyük bir operasyonel önem taşıdığını ve maliyet artışları altında ezilen üreticinin bu yolla bir nebze olsun nefes alabileceğini sözlerine ekledi.
Kârlılık Olmadan Vergi İndirimi Sınırlı Kalıyor
GAİB eski dönem Başkanı ve TİM Tekstil Sektör Kurulu Başkanı A. Fikret Kileci, yeni vergi düzenlemelerini değerlendirirken ihracatçının kârlılık sorununa dikkat çekti. “Şu an birkaç sektör dışında kimse para kazanamıyor,” diyen Kileci, mevcut sistemin pazar kaybetmemek için bir dayanma savaşına dönüştüğünü ve daha radikal desteklerin şart olduğunu savundu. Atılan adımların teoride kıymetli olduğunu ancak sahadaki gerçekliğin “vergi indiriminden yararlanabilecek bir kârlılık” tablosundan uzak olduğunu belirtti. Vergi indiriminin ancak kâr eden işletmeler için bir teşvik unsuru olabileceğini hatırlatan Kileci, “Elbette ihracatın desteklenmesi adına atılan her adım çok kıymetli. Ancak vergi ödemek için önce para kazanmak gerekir. Şu anda iki üç sektördeki sınırlı sayıda ihracatçı dışında kimse para kazanamıyor,” dedi. İhracatçıların ve üreticilerin kâr etmekten ziyade, yıllardır emek verdikleri pazarları rakiplerine kaptırmamak için “sistemi yüzdürdüklerini” ifade eden Kileci, mevcut dönemin bir kâr etme dönemi değil, bir var olma mücadelesi olduğunu tespit etti. Mevcut desteklerin sektörü ayağa kaldırmaya yetmeyeceğini savunan Kileci, faiz ve kur desteği ile ihracatçının üzerindeki maliyet yükünün hafifletilmesini önerdi.
Hasar Büyük, Vergi İndirimi Tek Başına Yeterli Değil
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Toygar Narbay, imalatçı ve ihracatçılar için kurumlar vergisinin %9‘a düşürülmesini “doğru yönde bir adım” olarak nitelendirdi ancak “Hasar büyük, vergi indirimi tek başına yaraları sarmaya yetmez, istihdam ve finansman desteğiyle tahkim edilmeli” açıklamasını yaptı. Vergi indiriminin nakit akışı için kıymetli olduğunu belirten Narbay, sektörün 2022–2025 döneminde yaşadığı sermaye erimesini telafi etmek için daha kapsamlı bir destek paketine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Son yıllarda uygulanan yüksek faiz ve baskılanan kur politikasının sanayicinin kârlılığını aşındırdığını hatırlatan Narbay, düzenlemenin sınırlarına dikkat çekerek, “Bugün verilen destek kıymetli ancak çok sayıda firma kârlılığını kaybettiği için bu indirimden fiilen beklenen ölçüde yararlanamayacak. Vergi indirimi, sadece kâr edebilen firmalara nefes aldırır. Bu durum, düzenlemenin mutlaka başka enstrümanlarla desteklenmesi gerektiğini gösteriyor.” Sanayinin yeniden yatırım yapabilir hale gelmesi için bozulan bilançoların onarılması gerektiğini belirten Narbay, çözüm önerileri olarak şunları sundu: İstihdam desteğinin bölgesel gelişmişlik düzeyine göre 6.000 TL‘ye kadar çıkarılması ve kullanım şartlarında %5 tolerans tanınması; ihracat bedellerinin dönüşüm desteğinin %3‘ten %10‘a yükseltilmesi; reeskont faizlerinin politika faizinin yarısına çekilmesi ve faiz tahsilatının dönem başında değil sonunda yapılması; teminat mektubu sorununun Kredi Garanti Fonu (KGF) aracılığıyla çözülmesi ve vergi indiriminin istihdamı koruyacak ve rekabetçiliği artıracak bütüncül bir çerçeveye oturtulması.
Kârlılığını Sürdüren Sektörler İçin Can Suyu, Genel Tablo Daha Komplike
Züccaciye Derneği (ZÜCDER) Başkanı ve İstanbul Kimya ve Kimyevi Maddeler İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Üyesi Burak Önder, reel sektörün 3 yıldır süregelen krizler nedeniyle “nefes darlığı” yaşadığını belirterek, sanayiciyi koruyacak ek önlemlerin şart olduğunu vurguladı. Yapılan hamlelerin gelecekte meyve vereceğini ancak kısa vadeli nakit ve finansman sorunlarına dair uyarılarında bulundu. Yeni vergi kolaylıklarının özellikle kârlılığını sürdürebilen az sayıdaki sektör için can suyu olacağını belirten Önder, genel tabloda durumun daha komplike olduğunu ifade ederek, “Bu düzenleme bugünün özelinde sadece kâr üretebilen sektörlerin nakit akışına dokunacak. Lakin sanayici ve ihracatçılarımızın önemli bir bölümü son iki yıldır kâr üretemiyor. Dolayısıyla kârı olmayan firma için vergi indirminin kısa vadeli yansıması da sınırlı kalıyor,” dedi. Türk reel sektörünün kriz yönetme reflekslerinin güçlü olduğunu hatırlatan Önder, mevcut dönemin sıradışı uzunluğuna dikkat çekerek, “Reel sektör olarak 6-12 aylık kriz döngülerine alışkınız. Ancak hem küresel piyasalardaki durgunluk hem de iç pazardaki dinamikler nedeniyle 3 yıldır kesintisiz bir mücadele içindeyiz. Bu uzun soluklu kriz süreci sanayicimizi ve ihracatçımızı çok yordu, yormaya da devam ediyor,” dedi. Önder, atılan değerli adımların yanına, Türk sanayicisini ve ihracatçısını koruyacak, finansmana erişimi kolaylaştıracak ve rekabet gücünü tahkim edecek ek düzenlemelerin muhakkak eklenmesi çağrısında bulundu.
Düzenlemeler Doğru Zamanda ve Doğru Yönde Atılmış Adımlar
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, düzenleme için “Dünyanın içinden geçtiği bu çalkantılı dönemde, Türkiye’yi üretim ve yatırımlar için öne çıkartacak bu düzenlemeler, doğru zamanda ve doğru yönde atılmış adımlar,” dedi. Hisarcıklıoğlu, “İhracatımızın üzerindeki kamusal yüklerin azaltılmasına yönelik olarak getirilecek olan kurumlar vergisi oranındaki indirimi çok değerli buluyoruz. Tek Durak Büro uygulamasıyla, çok daha yatırımcı dostu bir yapının kurulmasını bekliyoruz. Küresel ekonomideki riskleri göz ardı etmeden, fırsatlara odaklanır ve bunları değerlendirebilirsek, buradan yeni bir atılım süreci başlatabiliriz,” dedi.
Bürokrasiye Değil, Üretime ve İnovasyona Odaklanma Dönemi
Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Yıldırım, “Tek Durak Büro” modeline değinerek, “Entegre yapı sayesinde, yatırımcılarımızın enerjisini bürokrasiye değil, üretime ve inovasyona harcayacağı yeni bir döneme giriyoruz. İş dünyasının önünü açan bu reformist yaklaşımın, nitelikli istihdam ve teknoloji odaklı üretimle taçlanacağına inancımız tam,” değerlendirmesinde bulundu.
Finans Hattı Yorum:
Yapılan vergi indirimi ve yatırım süreçlerini kolaylaştırma çabaları, Türkiye ekonomisi için olumlu bir sinyal olarak algılanıyor. Özellikle imalatçı ihracatçılar üzerindeki vergi yükünün azaltılması, küresel rekabetçiliği artırma potansiyeli taşıyor. Ancak, iş dünyası temsilcilerinin dile getirdiği temel sorun, mevcut ekonomik koşullar altında birçok şirketin kârlılıklarını sürdürememesi. Bu durum, vergi indirimlerinin kağıt üzerinde kalma riskini artırıyor. Sektör temsilcilerinin talep ettiği ek istihdam ve finansman destekleri, sorunun sadece vergi odaklı olmadığını, aynı zamanda yüksek maliyetler ve finansman zorluklarının da önemli bir engel teşkil ettiğini gösteriyor. Bu noktada, vergi düzenlemelerinin daha geniş kapsamlı yapısal reformlarla desteklenmesi, reel sektörün nefes almasını sağlayarak sürdürülebilir bir büyüme dinamiği yaratabilir. Özellikle döviz kurundaki dalgalanmalar ve yüksek faiz oranları karşısında firmaların operasyonel maliyetlerini düşürecek ve nakit akışlarını iyileştirecek ek tedbirler, atılan olumlu adımların etkisini maksimize edecektir. “Tek Durak Büro” modeli gibi bürokrasiyi azaltan mekanizmaların da yatırımcı ilgisini artırarak Türkiye’yi bir yatırım üssü haline getirme potansiyeli bulunuyor.












