Orta Doğu’daki çatışmaların birinci ayı dolarken, küresel finans piyasalarında yaşanan sarsıntının boyutu 14 trilyon dolara ulaştı. Savaşın başlangıcı kabul edilen 28 Şubat tarihinden bu yana, dünya genelindeki borsaların toplam piyasa değeri 157,5 trilyon dolardan 143,5 trilyon dolara geriledi. Yaşanan bu devasa erime, pek çok gelişmiş ekonominin yıllık Gayri Safi Yurt İçi Hasılalı (GSYH) miktarını dahi geride bıraktı.
Küresel Borsalarda Sert Düşüşler Hakim
Bu süreçte Asya, Avrupa ve Amerika kıtalarındaki majör endekslerin tamamı satıcılı bir seyir izledi. En büyük darbeyi yüzde 16,8 oranındaki gerilemeyle Güney Kore’deki Kospi endeksi aldı. Analistler, Temmuz 2025‘ten bu yana yükseliş trendini koruyan Kospi’deki bu sert düşüşte, artan küresel risk algısının yanı sıra yatırımcıların kar realizasyonu yapma isteğinin de etkili olduğunu ifade ediyor.
Diğer önemli endekslerdeki kayıplar ise şu şekilde sıralandı: Japonya’da Nikkei 225 yüzde 12, Almanya’da DAX 40 yüzde 10,7, Fransa’da CAC 40 yüzde 9,4, İspanya’da IBEX 35 yüzde 7,6, İtalya’da FTSE MIB 30 yüzde 7,2 ve İngiltere’de FTSE 100 yüzde 7,2 değer kaybetti. Çin’in Şanghay bileşik endeksi yüzde 6 gerilerken, Hong Kong’daki Hang Seng endeksi yüzde 7,4 düşüş kaydetti.
Borsa Endekslerindeki Kayıp Oranları
| Ülke / Endeks | Değer Kaybı (%) |
|---|---|
| Güney Kore (Kospi) | %16,8 |
| Japonya (Nikkei 225) | %12,0 |
| Almanya (DAX 40) | %10,7 |
| Fransa (CAC 40) | %9,4 |
| ABD (Nasdaq) | %8,2 |
ABD Piyasaları ve VIX “Korku Endeksi”
New York borsası da savaşın yarattığı negatif iklimden payını aldı. Çatışmaların başından bu yana Nasdaq endeksi yüzde 8,2, S&P 500 endeksi yüzde 7,7 ve Dow Jones endeksi yüzde 7,6 oranında geriledi. Piyasalardaki tedirginliğin ölçütü olan VIX Endeksi, bu periyotta yaklaşık yüzde 46 fırlayarak 31,3 seviyesine ulaştı.
ABD ve İran cephesinden gelen çelişkili açıklamalar risk algısını canlı tutarken, enerji fiyatlarındaki tırmanışın küresel enflasyonla mücadeleyi sekteye uğratabileceği endişesi hakim oldu. Bu durum, merkez bankalarının faiz indirim süreçlerini erteleyebileceği beklentisini doğurdu. Fed‘in bu yıl faizleri sabit tutacağı beklentisi güçlense de, olası artırım ihtimalleri halen gündemdeki yerini koruyor.
Tahvil Piyasalarında Satış Baskısı
Enflasyon kaygıları tahvil piyasalarını da vurdu. ABD 10 yıllık tahvil faizi, 27 Mart tarihinde yüzde 4,4870‘i test ederek Temmuz 2025 sonrası en yüksek seviyesini gördü. Avrupa kanadında ise enerji maliyetlerinin baskısıyla Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yıl sonuna kadar 3 kez faiz artırabileceği fiyatlanıyor.
Bu beklentilerle tahvil faizleri tarihi zirvelere çıktı:
- Almanya 10 yıllık: Yüzde 3,09 (Haziran 2011’den bu yana en yüksek)
- Fransa 10 yıllık: Yüzde 3,83 (Haziran 2009’dan bu yana en yüksek)
- İngiltere 10 yıllık: Yüzde 4,99 (Temmuz 2008’den bu yana en yüksek)
Asya’da Ayrışan Görünüm
Japonya tarafında Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) nisan ayında faiz artırabileceğine yönelik öngörüler yüzde 70 seviyesinde seyrediyor. Ülkede 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,39 ile 1999 sonrası zirvesini gördü. Diğer yandan Çin’in 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 1,80 ile yatay kaldı. Analistler, Çin’in deflasyon riskleri nedeniyle sıkılaşma adımı atamayacağını, bu yüzden diğer ülkelerden ayrıştığını belirtiyor.
Fed Başkanı Powell’dan Arz Şoku Uyarısı
Fed Başkanı Jerome Powell, para politikasının talep üzerindeki gücüne değinirken, arz şoklarına karşı etkisinin sınırlı olduğunu hatırlattı. Powell, “Enerji şokları genellikle hızlı ortaya çıkıp kayboluyor ve para politikası etkileri hissedildiğinde şok büyük ölçüde geride kalmış oluyor” değerlendirmesinde bulundu. Ancak üst üste gelen arz şoklarının enflasyon beklentilerini bozabileceğine dikkat çeken Powell, temkinli duruşunu korudu. Nisan ayında da ABD-İran geriliminin piyasaların ana odağında kalması bekleniyor.
















