Deprem Riski ve Yapılaşma Üzerine Tatar’dan Kritik Açıklamalar
AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar, 6 Şubat deprem felaketlerinin ardından yaptığı değerlendirmelerde, geçmişte alınan önlemlerin yetersizliğine ve yanlış kentleşme tercihlerine dikkat çekerek, “Keşke ovaların içerisine binalar inşa etmeseydik” ifadelerini kullandı. Tatar, bu sözleriyle, deprem bilincini artırmayı ve güvenli yapılaşmayı teşvik eden uluslararası bir yarışma kapsamında düzenlenen panelde konuştu.
Prof. Dr. Orhan Tatar, 6 Şubat depremlerinin büyüklüğünün ülke için bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Ancak, 17 Ağustos depreminin de bir milat olduğunu ancak geçen sürede yeterli hazırlığın yapılmadığını vurguladı. Tatar, “Keşke zamanında birtakım önlemler alabilseydik. Keşke zamanında oralarda doğru kentleşmeyi, doğru yapılaşmayı, doğru zemini seçebilseydik. Ovaların içerisine binalar inşa etmeseydik. Yönetmeliklerimizi doğru bir şekilde uygulayabilseydik. Belki de çok sınırlı sayıda bir can kaybıyla bu iki büyük depremi atlatabilecektik” şeklinde konuştu. Afet sonrası 3 yıllık süreci “dünyanın en büyük iyileştirme operasyonu” olarak tanımlayan Tatar, devletin bu süreçte toplamda 455 bin konut ürettiğini ve yaklaşık 1 trilyon 610 milyar TL harcama yapıldığını açıkladı. Özellikle İstanbul ve Marmara Bölgesi’ndeki deprem riski nedeniyle kentsel dönüşümün hayati önem taşıdığını ekledi.
Uluslararası üniversitelerin katılımıyla genişleyen yarışma, yapı modellerinin değerlendirilmesinin ötesine geçerek risk yönetimi ve kurumlar arası iş birliği gibi konuları da kapsıyor. Türk Reasürans Genel Müdürü Vekili Özgür Bülent Koç, yarışmanın teknik boyutunun yanı sıra uluslararası katılımla önem kazandığını belirtti. DASK (Doğal Afet Sigortaları Kurumu) ise yaklaşık 12 milyon poliçesi ve 24 milyar TL fon büyüklüğü ile ülkenin afetlere dayanıklılığında önemli bir kurum olarak öne çıkıyor. Koç, Türk Reasürans’ın son 6 yılda DASK’ın teknik işletmeciliğini üstlenerek ülkenin risk taşıma kapasitesini güçlendirmeye odaklandığını ifade etti.
DASK Yönetim Kurulu Başkanı Hande Akın ise afet sonrası operasyonel süreçlerin yeterli olmadığını, riskleri önceden analiz edebilen, senaryolara hazırlıklı ve kriz anında koordineli hareket edebilen istikrarlı sistemlerin oluşturulmasının altını çizdi.
Finans Hattı Yorum:
Prof. Dr. Orhan Tatar’ın ovalara bina inşa edilmemesi yönündeki vurgusu, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmesinde kritik bir öneme sahip. Bu açıklama, hem mevcut yapı stokunun risklerini yeniden gündeme getiriyor hem de gelecekteki imar planlamaları için acil bir ders niteliği taşıyor. Özellikle inşaat sektörü ve gayrimenkul yatırımcıları için zemin seçimi ve yapılaşma kurallarına uyumun, can ve mal kaybını önlemedeki hayati rolü bir kez daha teyit edilmiş oluyor.
Piyasalar açısından bakıldığında, bu tür açıklamalar kentsel dönüşüm projelerine olan ilgiyi artırabilir. Devletin afet sonrası yaptığı büyük harcamalar ve inşaatına devam eden konut projeleri, sektöre olan güveni bir miktar desteklese de, Tatar’ın uyarıları, sektörün uzun vadeli sürdürülebilirliği ve risk yönetimi açısından daha sıkı denetim ve daha bilinçli yatırımlar gerekliliğini ortaya koyuyor. Yatırımcılar, bu bağlamda riskli bölgelerdeki projelerden ziyade, zemin etüdü sağlam ve deprem yönetmeliklerine tam uyumlu projeleri tercih etme eğiliminde olacaktır.
Önümüzdeki dönemde, kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlanması ve bu süreçlerde riskli bölgelerden daha güvenli alanlara kaymanın bir politika haline gelmesi beklenmelidir. Ayrıca, sigorta sektörü, özellikle DASK ve Türk Reasürans gibi kurumların, artan risklere karşı poliçe kapsamlarını ve fon büyüklüklerini gözden geçirmeleri olasıdır. Yatırımcıların, bu gelişmelerin yanı sıra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın imar politikalarını ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) risk azaltma stratejilerini yakından takip etmeleri faydalı olacaktır.









