Piyasa Katılımcıları Haziran Toplantısında Faiz Değişikliği Beklemiyor
Haziran ayı itibarıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini sabit tutması bekleniyor. Bloomberg HT’nin 16 kurumla gerçekleştirdiği özel ankete göre, faiz indirim beklentileri ise Temmuz veya sonrasına ertelenmiş durumda.
Ankete katılan piyasa profesyonelleri, TCMB’nin haftaya yapacağı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini mevcut seviyesi olan yüzde 37’de sabit bırakacağı yönünde görüş bildirdi. Bu durum, faiz oranlarında bir süre daha durağanlık beklentisini ortaya koyuyor.
2026 yılının sonu itibarıyla politika faizi beklentilerine bakıldığında ise ortalama tahmin, bir önceki anket dönemine göre 400 baz puan artışla 34 seviyesine yükseldi. Katılımcıların yıl sonu faiz beklentilerindeki en yüksek öngörü yüzde 37, en düşük ise yüzde 32 olarak kaydedildi.
| Kurum Sayısı | Haziran Faiz Beklentisi | 2026 Sonu Faiz Ortalaması |
| 16 | Sabit (37%) | 34% |
Fonlamada haftalık repoya geçişin zamanlamasına ilişkin beklentiler de çeşitlilik gösteriyor. Ankete katılan 16 kurumdan 4’ü bu geçişin Temmuz ayında, 3’ü ise Haziran ayında başlayacağını öngörüyor. Bu, önceki anket dönemine kıyasla bir miktar daha ertelenme eğilimini yansıtıyor.
Bir sonraki faiz indiriminin ne zaman başlayacağına dair beklentilerde ise öne çıkan bir gecikme söz konusu. Katılımcıların çoğunluğu, ilk faiz indiriminin Eylül ayında gerçekleşeceğini tahmin ediyor. Bu, bir önceki ankete göre faiz indirim beklentisinin yaklaşık 2 ay ötelenmesi anlamına geliyor. En erken faiz indirimi beklentisi Temmuz ayına işaret ederken, en geç beklenti ise 2027 yılının Ocak ayına kadar uzanıyor.
Finans Hattı Yorum:
Bu anket sonuçları, piyasaların TCMB’nin sıkı para politikası duruşunu bir süre daha sürdürmesini beklediğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Küresel jeopolitik risklerin artması ve enflasyonist baskıların devam etme potansiyeli, Merkez Bankası’nı daha temkinli bir yaklaşım sergilemeye itiyor olabilir. Özellikle son dönemdeki küresel gelişmeler, faiz indirimi beklentilerini erteleyen önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Bu durum, iç piyasalarda dolarizasyon baskısını azaltma ve TL’nin değerini koruma çabalarıyla da örtüşmektedir.
Yatırımcılar açısından bu durum, yüksek reel faiz ortamının bir süre daha devam edeceği anlamına geliyor. Bu da mevduat gibi geleneksel yatırım araçlarının cazibesini artırırken, döviz ve emtia piyasalarındaki potansiyel hareketliliği de yakından takip etmeyi gerektiriyor. Teknik olarak bakıldığında, Borsa İstanbul’da faiz beklentilerindeki durağanlık, hisse senedi piyasalarına yönelik olumlu bir hava estirebilir, ancak enflasyonun seyri ve küresel gelişmelerin tetikleyeceği volatiliteyi göz ardı etmemek gerekiyor. Şirketlerin finansal sonuçları ve şirket analizleri de bu süreçte önem kazanacaktır.
Ancak, unutulmamalıdır ki piyasa beklentileri her zaman gerçekleşmeyebilir. Özellikle enflasyonist süreçlerdeki beklenmedik gelişmeler veya küresel ekonomik şoklar, TCMB’nin faiz politikası kararlarını etkileyebilir. Bu nedenle, yatırımcıların karar metinlerini ve Merkez Bankası yetkililerinin yapacağı ek açıklamaları dikkatle takip etmeleri, olası riskleri minimize etmeleri açısından kritik önem taşımaktadır.












