THY’den Türkiye-AB İlişkilerine Yönelik İyimser Açıklamalar
Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Murat Şeker, küresel ekonominin zorlu bir süreçten geçtiği bu dönemde, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkilerde büyük bir potansiyel olduğuna dikkat çekti. Şeker, “Dünya genelinde yaşanan krizlere rağmen Türkiye ile AB ilişkilerinde hayata geçirilmeyi bekleyen çok büyük bir potansiyel bulunuyor.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin Stratejik Konumu ve Havacılığın Rolü
Brüksel’de Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Avrupa İş Zirvesi (EBS) işbirliğiyle düzenlenen Türkiye-AB İş Zirvesi kapsamında, “Türkiye-AB Bağlanabilirliğinin Merkezinde Havacılık” başlıklı oturumda konuşan Şeker, küresel ekonomiyi zorlayan mevcut duruma rağmen ortak çözümlerle sürdürülebilir bir dayanıklılık inşa edilebileceğine inandığını belirtti. Şeker, günümüz ekonomik konjonktüründe bağlanabilirliğin sadece fiziksel taşımacılığı değil, aynı zamanda ticaret koridorlarını, dijital ağları, enerji hatlarını ve insan ilişkilerini de kapsadığını vurguladı. Türkiye’nin Doğu ile Batı, Kuzey ile Güney arasında güvenli bir köprü oluşturduğunu anlatan Şeker, bu stratejik coğrafi avantajı en iyi şekilde kullandıklarını dile getirdi.
THY’nin, 133 ülke ve 358 destinasyonla dünyanın en çok noktasına uçan hava yolu şirketi konumunu koruduğunu belirten Şeker, 568 uçaklık filolarıyla network taşıyıcılar arasında uluslararası yolcu kapasitesinde Avrupa’da birinci, küresel ölçekte ise üçüncü sırada yer aldıklarını açıkladı. Son yıllarda yaşanan tedarik zinciri şokları ve Orta Doğu’daki çatışmaların, küresel ticaret rotalarının güvenli ve istikrarlı ortamlara duyduğu ihtiyacı bir kez daha gösterdiğini ifade eden Şeker, İstanbul merkezli THY’nin yeni büyüme pazarları arayan Avrupalı, Asyalı, Orta Doğulu ve Afrikalı yolcular ile kurumsal müşteriler için mükemmel bir ortak olduğunu söyledi.
AB ile THY’nin Bağlantısı ve Ekonomik Katkıları
Şeker, dünya genelinde tırmanan çatışmalara ve enerji koridorlarındaki kesintilere rağmen Türkiye ile AB ilişkilerinde büyük bir potansiyel bulunduğunu yineledi. Türkiye ile AB arasındaki bağların sadece coğrafi olmadığını, derin ticari ortaklıklara ve yoğun turizm akışına dayandığını belirten Şeker, AB’nin Türkiye’nin ve dolayısıyla THY’nin en önemli ekonomik ortaklarından biri olduğunu vurguladı. THY’nin ilk uluslararası uçuşunu 1947’de Atina’ya gerçekleştirdiğini hatırlatan Şeker, bugün Avrupa’da 126 destinasyona ulaştıklarını bildirdi. SunExpress’in 37 yıldır süren başarılı ortaklığının, Avrupa ile Türkiye arasındaki en uzun soluklu işbirliklerinden biri olduğuna dikkat çekti.
2025 yılında THY ve iştiraki AJet’in Avrupa destinasyonlarına yaklaşık 8 milyon turist taşıdığını belirten Şeker, dünyanın en çok bağlantı sunan havalimanında faaliyet göstererek Avrupa genelinde turizmi, ticareti ve istihdamı desteklediklerini ifade etti. Geçen yıl Avrupa varışlı yolcularının yaptığı harcamaların yaklaşık 10 milyar dolar olduğunu tahmin ettiklerini kaydeden Şeker, bu rakamların havalimanları, konaklama sektörü ve yan sanayilere sağlanan katkılarla birlikte Avrupa ekonomisine sunulan değeri daha da artırdığını belirtti. Bu yılın ilk 9 ayında Avrupa operasyonlarında 26 milyon yolcu taşıdıklarını ve kıtaya yarım milyon ton kargo ulaştırdıklarını sözlerine ekledi. Bu rakamların, olumsuz siyasi konjonktüre rağmen Avrupa’daki istikrarlı büyümelerinin bir kanıtı olduğunu vurguladı.
Avrupa menşeli yolcuların, THY’nin uluslararası transfer trafiğinin yaklaşık yüzde 30‘unu oluşturduğunu aktaran Şeker, havacılığı sadece yolcu taşımak olarak görmediklerini, küresel ticaret ve turizmin kolaylaştırıcısı olarak kabul ettiklerini söyledi. Turkish Cargo’nun dünyanın üçüncü büyük hava kargo taşıyıcısı olduğunu ve yolcu uçuşlarıyla birlikte toplam 376 noktaya hizmet verdiğini ekledi. Son 5 yılda Avrupa’da 10 yeni destinasyona uçmaya başladıklarını ve Avrupalı seyahatseverlere sundukları bağlantı seçeneğinin rakiplerinin iki katından fazla olduğunu belirtti.
Sürdürülebilirlik ve Rekabetçi Düzenlemeler
Şeker, operasyonel başarıyı Türk misafirperverliğiyle harmanladıklarını ve yolcu deneyimine verdikleri önemin uluslararası arenada tescillendiğini vurguladı. 2026 Skytrax Dünya Hava Yolu Ödülleri’nde THY’nin 11. kez ‘Avrupa’nın En İyi Hava Yolu’ ve 10. kez ‘Dünyanın En İyi Business Class İkram Hizmeti’ ödüllerine layık görüldüğünü hatırlattı. Sürdürülebilirlik çalışmalarına da değinen Şeker, yeni nesil uçaklara, sürdürülebilir havacılık yakıtına (SAF) ve yenilenebilir enerjiye yatırım yapmaya devam ettiklerini bildirdi. AB Emisyon Ticaret Sistemi düzenlemelerinin adil rekabeti güvence altına alması gerektiğini savundu.
Bu kapsamda, havacılık sektörünün karbon emisyonlarını azaltma ve üretim kapasitesini artırma amacıyla kurulan SAFFA Fonu’nun yatırımcıları arasında yer aldıklarını belirtti. Şeker, tüm bu adımların, Türkiye’nin havacılık sektöründeki liderliğini pekiştirdiğini ve AB ile olan ticari ilişkilerinde yeni ufuklar açtığını sözlerine ekledi. Bu noktada, havacılık sektöründeki gelişmeleri ve güncel şirket haberlerini takip etmek önem taşımaktadır.
Finans Hattı Yorum:
THY’nin, küresel jeopolitik ve ekonomik belirsizliklere rağmen Avrupa ile olan ticari ve turizm ilişkilerindeki potansiyeli vurgulaması, şirketin stratejik vizyonunu ortaya koymaktadır. Özellikle İstanbul’un bir köprü görevi görmesi ve THY’nin bu konumdan yararlanarak networkünü genişletmesi, şirketin uluslararası pazardaki rekabet gücünü artırmaktadır. Yolcu ve kargo taşımacılığındaki büyüme rakamları, şirketin operasyonel başarısını ve pazar payını teyit etmektedir.
Avrupa ile Türkiye arasındaki hava yolu bağlantısının ekonomik katkılarının altının çizilmesi, turizm ve ticaretin karşılıklı bağımlılığını gözler önüne sermektedir. THY’nin Avrupa ekonomisine yaptığı yaklaşık 10 milyar dolarlık harcama tahmini ve taşıdığı milyonlarca yolcu, sadece havayolu şirketinin değil, aynı zamanda ilgili yan sanayilerin ve turizm sektörünün de gelişimine işaret etmektedir. Bu durum, Türkiye’nin AB ile ekonomik entegrasyonunun havacılık sektörü üzerinden ne kadar güçlü bir şekilde ilerlediğini göstermektedir.
Sürdürülebilirlik ve çevresel düzenlemeler konusundaki hassasiyet, şirketin geleceğe yönelik stratejilerinin bir parçasıdır. AB Emisyon Ticaret Sistemi gibi düzenlemelere uyum sağlama ve SAFFA Fonu gibi projelere yatırım yapma, THY’nin küresel havacılık standartlarına ayak uydurma çabasını yansıtmaktadır. Adil rekabet koşullarının korunması talebi ise, sektördeki oyuncuların eşit şartlarda faaliyet göstermesi gerektiği mesajını vermektedir. Bu denge, hem şirketin hem de genel havacılık sektörünün uzun vadeli sağlığı için kritik öneme sahiptir.
















