Türkiye’nin Ayçiçeği Yağı İhracatında Rekor Artış
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, 2026 yılının ilk çeyreğinde Türkiye’nin ayçiçeği yağı ihracatı yüzde 17,2 artışla 316 milyon 847 bin dolar gelir elde etti. Bu dönemde toplamda 195 bin 995 ton ayçiçeği yağı ihraç edilirken, miktar bazında da yüzde 7’lik bir artış yaşandı. Geçen yılın aynı döneminde 183 bin 125 ton karşılığında 270 milyon 396 bin dolar gelir elde edilmişti.
Bölgesel Katkılar ve Başlıca Pazarlar
Türkiye’nin ayçiçeği yağı ihracatında Güneydoğu Anadolu Bölgesi önemli bir paya sahip. Bölgeden yapılan dış satım, toplam ihracatın yüzde 61,7‘sini oluşturarak 195 milyon 648 bin dolara ulaştı. Bu dönemde en fazla ayçiçeği yağı ihracatı yapılan ilk üç ülke ise şunlar oldu:
- Cibuti: 126 milyon 94 bin dolar
- Sudan: 33 milyon 798 bin dolar
- Suriye: 20 milyon 416 bin dolar
Sektör Liderinden Geleceğe Yönelik Açıklamalar
Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, Türkiye’nin dünya rafine ayçiçeği yağı ticaretindeki yüzde 18,3’lük pazar payının, ülkenin gıda ticaretindeki küresel gücünü kanıtladığını belirtti. Kadooğlu, yılın kalan bölümündeki performansın küresel ham madde arzındaki kısıtlamalar ve bölgesel savaş koşullarından etkileneceğini ancak stok yönetimi, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin müdahaleleri ve yüksek teknolojili tesislerin esnekliği sayesinde bu zorlukların aşılabileceğini vurguladı.
Kadooğlu, Dahilde İşleme Rejimi sayesinde ithal edilen tohumların katma değer katılarak işlendiğini ve dünya pazarlarına “Türk yağı” olarak sunulduğunu ifade etti. Ukrayna ve Rusya gibi büyük ham madde üreticilerini rafine ürün ihracatında geride bırakmanın, sadece lojistik bir avantaj değil, yılların getirdiği teknolojik birikimin bir sonucu olduğunu söyledi. Bu dinamizmle önümüzdeki 10 yıl içinde yüzde 25 pazar payı hedefine ulaşılacağına inandığını ekledi.
Finans Hattı Yorum:
Türkiye’nin ayçiçeği yağı sektöründeki ihracat rakamları, 2026 yılının ilk çeyreğinde elde edilen yüzde 17,2’lik büyüme ile dikkat çekici bir başarıya işaret ediyor. Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin ihracat performansındaki lokomotif rolü ve Cibuti, Sudan, Suriye gibi ülkelere yapılan yoğun dış satım, sektörün bölgesel ve uluslararası pazarlardaki güçlü konumunu pekiştiriyor.
Celal Kadooğlu’nun analizleri, sektörün mevcut küresel zorluklara rağmen sahip olduğu teknolojik altyapı ve stratejik yönetim yetenekleriyle rekabet gücünü koruduğunu gösteriyor. Ham madde arzındaki dalgalanmalar ve jeopolitik riskler önemli birer faktör olsa da, Dahilde İşleme Rejimi ve “Türk yağı” markasının küresel pazarlardaki algısı, bu zorlukların üstesinden gelmede kilit rol oynuyor.
Kadooğlu’nun 10 yıl içinde yüzde 25 pazar payı hedefi, sektörün büyüme potansiyeline ve uluslararası alanda daha da iddialı bir konuma gelme arzusuna işaret ediyor. Bu hedefe ulaşılmasında, devam eden teknolojik yatırımlar, verimlilik artışı ve pazar çeşitlendirme stratejilerinin sürdürülebilirliği büyük önem taşıyacaktır. Sektörün küresel gıda ticaretindeki payını artırma potansiyeli, Türkiye ekonomisi için de olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.












