İstanbul Finans Merkezi’nin Geleceği ve Katılım Finansının Rolü Şekilleniyor
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Finans Merkezi Ziraat Bankası Oditoryumu’nda düzenlenen “Anadolu Ajansı Katılım Finans Zirvesi”nde yaptığı konuşmada, küresel finansal sistemdeki kırılganlıklara dikkat çekerek, Türkiye’nin bu alandaki konumunu ve hedeflerini açıkladı. Zirvenin sektöre önemli katkılar sağlayacağını belirten Yılmaz, İstanbul’un sadece bir finans merkezi olmanın ötesinde, yatırım, finans ve reel ekonomi arasında köprü kuran bir konuma taşınacağını vurguladı.
Cevdet Yılmaz, küresel ölçekte artan spekülasyonlar ve kırılganlıkların finansal sistemi daha hassas hale getirdiğini belirterek, 2008 finans krizinin mevcut sistemdeki zayıflıkları açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. “Daha adil bir dünya mümkün” sözünü hatırlatan Yılmaz, finansal kapsayıcılığın bu adalet anlayışının temel bir unsuru olduğunu vurguladı. Gerçeklikten uzaklaşan finansal sistemlerin balonlar oluşturmaya ve yıkımlara yol açmaya müsait olduğunu belirten Yılmaz, faizsiz finans ve varlığa dayalı finansal sistemlerin giderek güç kazandığını ancak istenen seviyeye henüz ulaşılmadığını dile getirdi. Daha istikrarlı bir finansal mimari için varlığa dayalı finansın daha güçlü bir şekilde ele alınması gerektiğini belirtti.
Finans sektörü ile reel sektörün birbirini tamamlayan yapılar olduğuna değinen Yılmaz, sürdürülebilir ekonomik büyüme için bu iki alan arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Katılım finansın üretimi destekleyen, risk paylaşımını esas alan ve reel ekonomiye doğrudan katkı sağlayan bir model sunduğunu belirtti. Bu modelin artık sadece belirli ülkelerle sınırlı kalmadığını, Körfez ülkeleri, Malezya, Endonezya, İngiltere, Lüksemburg, Hong Kong ve Singapur gibi finans merkezlerinde özel düzenlemelerle desteklendiğini aktardı.
Küresel İslami finans varlıklarının büyüklüğüne ilişkin verileri paylaşan Yılmaz, bu varlıkların 2018’de 2,5 trilyon dolar iken 2024’te 6 trilyon dolara yükseldiğini ve 2029’da 9,7 trilyon dolara ulaşmasının beklendiğini söyledi. Türkiye’nin İslami Finans Gelişim Endeksi’nde önemli ilerleme kaydettiğini belirten Yılmaz, ülkenin 2012’de 82 ülke arasında 23’üncü sırada iken, 2025 itibarıyla 140 ülke arasında 10’uncu sıraya yükseleceğini ifade etti. Yaklaşık 127 milyar dolarlık İslami finans varlığı ile Türkiye’nin dünyada 9’uncu sırada yer aldığını kaydetti.
Katılım finansın Türkiye’de 1984’ten bu yana sürekli gelişim içinde olduğunu belirten Yılmaz, 2026 yılı mart ayı itibarıyla 10 katılım finans kuruluşunun faaliyet gösterdiği sektörün aktif büyüklüğünün 4,7 trilyon liraya ulaştığını açıkladı. Sektörün toplam içindeki payının 2005’te yüzde 2,4 iken bugün yüzde 9,5’e yükseldiğini belirtti. Katılım bankacılığı sektöründeki kredi hacminin 2026 mart itibarıyla 2 trilyon liraya çıktığını ve takipteki kredi oranının yüzde 2,6 seviyesinde bulunduğunu ekledi.
Katılım esaslı yatırım ürünlerinin yatırımcıyı spekülasyondan koruduğunu ifade eden Yılmaz, katılma hesapları, kira sertifikaları, katılım endeksine uygun hisseler ve yatırım fonları ile ürün çeşitliliğinin arttığını vurguladı. Türkiye’de ilk kira sertifikası ihracının 2012’de başladığını ve düzenli olarak devam ettiğini belirten Yılmaz, 2026 yılı nisan ayı itibarıyla yurt içi piyasada gerçekleştirilen 1,8 trilyon liralık iç finansmanın 417 milyar liralık kısmının kira sertifikası ihraçları ile karşılandığını ve toplam iç finansman içindeki payının yaklaşık yüzde 23 olduğunu söyledi. Ayrıca, Ziraat Katılım Bankası, Türkiye Varlık Fonu, Vakıf Katılım Bankası, Türk Telekom ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tarafından son yıllarda uluslararası piyasalarda sukuk ihraçlarının gerçekleştirildiğini hatırlattı.
Borsa İstanbul tarafından yayımlanan Katılım Endeksi’ne de değinen Yılmaz, borsada işlem gören 605 şirketten 258’inin endekste yer aldığını ve bu şirketlerin toplam piyasa değerinin 6,5 trilyon liraya ulaştığını belirtti. 2026 nisan ayı itibarıyla 92 “Katılım Şemsiye Fonu”nun işlem gördüğünü ve katılım finansman araçlarına yatırım yapan toplam 65 emeklilik fonunun büyüklüğünün 894 milyar liraya ulaştığını aktardı. Banka dışı finansal kuruluşlar aracılığıyla da vatandaşlara yeni ürün ve modeller sunulduğunu ve bu alanda derinleşen bir büyümenin dikkat çektiğini ekledi.
Yılmaz, Türkiye’nin güçlü finansal altyapısı, dinamik nüfusu ve coğrafi konumundan kaynaklanan potansiyelini daha ileri taşımak amacıyla, İstanbul’u bir finans merkezi olmanın ötesinde, yatırım, finans ve reel ekonomi arasında bağ kuran bir merkez olarak konumlandırdıklarını sözlerine ekledi.
- 2018’de 2,5 trilyon dolar olan küresel İslami finans varlıkları, 2024’te 6 trilyon dolara yükseldi.
- Türkiye, İslami Finans Gelişim Endeksi’nde 2025 itibarıyla 140 ülke arasında 10’uncu sırada yer alacak.
- Türkiye’nin İslami finans varlığı yaklaşık 127 milyar dolar ile dünya 9’uncusu.
- Katılım finans kuruluşlarının aktif büyüklüğü 2026 mart itibarıyla 4,7 trilyon liraya ulaştı.
- Katılım finans sisteminin toplam sektör içindeki payı 2005’te %2,4 iken bugün %9,5 seviyesinde.
- Katılım bankacılığı kredi hacmi 2026 mart itibarıyla 2 trilyon liraya çıktı, takipteki kredi oranı %2,6.
- Kira sertifikası ihracının toplam iç finansman içindeki payı yaklaşık %23.
- Borsa İstanbul Katılım Endeksi’ndeki şirketlerin toplam piyasa değeri 6,5 trilyon liraya ulaştı.
- Katılım finans araçlarına yatırım yapan emeklilik fonlarının büyüklüğü 894 milyar liraya ulaştı.
Finans Hattı Yorum:
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz‘ın İstanbul’u bir finans merkezi olmanın ötesine taşıma vizyonu, Türkiye’nin küresel finans arenadaki konumunu yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Bu stratejik hamle, İstanbul’un sadece finansal işlemlerin yapıldığı bir yer olmaktan çıkıp, aynı zamanda yenilikçi yatırımların finanse edildiği ve reel ekonominin güçlendirildiği bir ekosistem haline gelmesini hedefliyor. Katılım finansın bu yeni vizyondaki merkezi rolü, faizsiz prensiplere dayalı ürün ve hizmetlerin çeşitliliğini artırarak daha geniş bir yatırımcı kitlesine ulaşmayı amaçlıyor. Özellikle kira sertifikaları ve katılım endeksli fonların artan payı, bu doğrultuda atılan somut adımlar olarak öne çıkıyor.
Piyasa beklentileri ve yatırımcı duyarlılığı açısından, Yılmaz‘ın açıklamaları hem yerel hem de uluslararası yatırımcılar için umut verici bir sinyal niteliği taşıyor. Küresel İslami finans varlıklarındaki hızlı artış ve Türkiye’nin bu alandaki yükselen sıralaması, ülkenin bu alandaki potansiyelini ve cazibesini artırıyor. İstanbul’un entegre bir finans ve yatırım merkezi haline gelmesi, sadece finansal kurumları değil, aynı zamanda reel sektördeki şirketleri de olumlu etkileyecektir. Bu durum, özellikle sürdürülebilir ve sorumlu yatırımlara ilgi duyan küresel fonların Türkiye’ye yönelmesine zemin hazırlayabilir.
Gelecek dönemde yatırımcıların gözü, İstanbul Finans Merkezi’nin fiziksel ve operasyonel altyapısının ne kadar hızlı tamamlanacağına, uluslararası finans kuruluşlarının buraya ne ölçüde ilgi göstereceğine ve Türkiye’nin katılım finans alanındaki yasal ve düzenleyici çerçevesinin ne kadar çekici hale geleceğine odaklanacaktır. Ayrıca, açıklanan hedeflere ulaşılıp ulaşılamadığını görmek adına katılım finansın Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) içindeki payının takibi kritik öneme sahip olacaktır. Reel ekonomi ile finansal piyasalar arasındaki sinerjinin güçlenmesi, gelecekteki ekonomik büyümeye ve istikrara doğrudan yansıyacaktır.


















