TCMB BAŞKANI KARAHAN’DAN 16 YIL SONRA ŞAM’A TARİHİ ZİYARET
Türkiye ve Suriye Merkez Bankaları Arasında Tarihi İşbirliği Adımları
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, 2010 yılından bu yana TCMB başkanı düzeyinde Suriye’ye gerçekleştirilen ilk resmi ziyareti kapsamında Şam‘da temaslarda bulundu. Ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ve finansal ilişkilerin yeniden canlandırılması açısından kritik bir öneme sahip.
Karahan, temaslarına Türkiye’nin Şam Büyükelçiliği‘nde Büyükelçi Nuh Yılmaz ile görüşerek başladı. Bu ilk temas, diplomatik bağların güçlendirilmesi ve ziyaretin siyasi zeminini oluşturma amacı taşıyordu. Ardından, Suriye Dışişleri Bakanlığını ziyaret eden Karahan, mevkidaşı Esad Hasan Şeybani tarafından kabul edildi. Bu görüşmeler, Suriye’deki mevcut ekonomik durum ve Türkiye ile olası işbirliği alanlarının ele alındığı ilk resmi temaslardı.
Ziyaretin en kritik noktalarından biri, Suriye Merkez Bankası‘na gerçekleşen ziyaretti. Burada, Suriye Merkez Bankası Başkanı Muhammed Safvet Raslan ile bir araya gelen Fatih Karahan, görüşmeler sonucunda iki ülke merkez bankaları arasında karşılıklı mevduat hesaplarının açılması konusunda önemli bir anlaşmaya varıldığını duyurdu. Bu anlaşma, Türk Lirası ve Suriye Lirası cinsinden mevduatların karşılıklı olarak tutulabilmesini sağlayacak. Bu adım, iki ülkenin para birimlerinin uluslararası alanda daha fazla kullanılabilmesi ve ticari işlemlerin kolaylaştırılması açısından büyük bir potansiyel taşıyor.
Ayrıca, görüşmelerde merkez bankaları arasındaki teknik ve kurumsal işbirliğinin güçlendirilmesi, Suriye Merkez Bankası’na teknik destek sağlanması ve iki ülke arasındaki ticari ve mali işlemlerin kolaylaştırılması konularında da mutabakat sağlandı. Bu işbirlikleri, Suriye’nin ekonomik yeniden yapılanma sürecinde Türkiye’den alabileceği desteklerin kapsamını genişletecek nitelikte. Küresel finansal sistemle entegrasyonu sınırlı olan Suriye için bu türden teknik ve kurumsal destekler büyük önem arz ediyor. Bu adımlar, aynı zamanda Canlı Döviz Fiyatları piyasalarındaki dalgalanmaların azaltılmasına da katkıda bulunabilir.
Ziyaret kapsamında, Fatih Karahan ve Muhammed Safvet Raslan, Emevi Camii‘nde bulunan Türk şehitlerinin kabirlerini ve Selahaddin Eyyubi Türbesi‘ni ziyaret ederek dualar ettiler. Bu anlamlı ziyaret, iki ülke arasındaki tarihi ve kültürel bağların da pekiştirilmesine hizmet etti.
Heyet, daha sonra eski Şam sokaklarında yürüyerek tarihi yapıları inceledi. Anbar Okulu, tarihi Halid el-Azm Sarayı ve Esad Paşa Konağı gibi önemli kültürel miras alanlarının ziyaret edilmesi, bölgenin turistik potansiyeline de dikkat çekti.
Karahan, ziyaretinin son bölümünde Kasiyun Dağı‘na çıkarak, bölgede hayata geçirilmesi planlanan Kasiyun Turu turizm projesi hakkında yetkililerden bilgi aldı. Bu proje, bölgenin turizm gelirlerini artırma ve ekonomik kalkınmasına katkı sağlama potansiyeli taşıyor.
İki Ülke Merkez Bankası Başkanlarından İşbirliği Mesajı
TCMB Başkanı Fatih Karahan, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, Şam’da gördüğü misafirperverlikten dolayı teşekkürlerini iletti. Türkiye ve Suriye merkez bankaları arasındaki işbirliğinin, iki ülkenin ekonomik refahına önemli katkılar sağlayacağına olan inancını vurgulayan Karahan, “Merkez bankalarımız arasındaki dostluk ve işbirliği bağlarının, ülkelerimizin ortak refahı ve ekonomik kalkınması için güçlü bir temel oluşturacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.
Suriye Merkez Bankası Başkanı Muhammed Safvet Raslan da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, TCMB Başkanı Karahan’ı Şam’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Raslan, “Resmi protokollerin ötesinde bizi kardeşlik ve dostluk bağları bir araya getiriyor. Bu anlayışla anlamlı işbirlikleri kuruyor, ilişkilerimizi güçlendiriyor ve halklarımızın yararına, iki ülkenin daha güçlü bir geleceğe ulaşması için yeni işbirliği ufukları açıyoruz” şeklinde konuştu. Bu ifadeler, ekonomik ilişkilerin ötesinde, iki ülke arasındaki siyasi ve sosyal yakınlaşmanın da bir göstergesi olarak yorumlanabilir.
Finans Hattı Yorum:
TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın 16 yıl aradan sonra Şam’a gerçekleştirdiği bu ziyaret, sadece iki ülkenin merkez bankaları arasındaki bir temas olmanın ötesinde, bölgesel ekonomik ilişkilerin yeniden şekillenmesinde önemli bir dönüm noktası olabilir. Özellikle karşılıklı mevduat hesaplarının açılması anlaşması, Suriye ekonomisinin uluslararası finansal sisteme entegrasyonu ve Türkiye ile ticari ilişkilerin derinleşmesi açısından kilit bir rol oynayacaktır. Bu gelişme, hem Türkiye’nin bölgesel finansal gücünü pekiştirmekte hem de Suriye’nin ekonomik istikrarına katkıda bulunma potansiyeli taşımaktadır. Bölgesel jeopolitik gelişmelerin ekonomik işbirliklerini nasıl etkilediği açısından da yakından takip edilmesi gereken bir durumdur.
Piyasalarda bu ziyarete yönelik doğrudan ve ani bir reaksiyon beklenmeyebilir. Ancak, orta ve uzun vadede, bu işbirliğinin somut adımlara dönüşmesi halinde, Türkiye’nin bankacılık sektörü ve ticari bankalar için yeni fırsatlar doğurabileceği düşünülebilir. Suriye’nin yeniden yapılanma sürecine paralel olarak artacak yatırım ve ticaret hacmi, Türk finans kuruluşları için önemli bir potansiyel oluşturacaktır. Bu türden diplomatik ve ekonomik temaslar, yatırımcı güvenini artırarak genel piyasa algısını olumlu yönde etkileyebilir. Şu an için F/K (Fiyat/Kazanç) gibi temel oranlar üzerinden yapılacak bir analiz spekülatif olacaktır; ancak, sürecin olumlu ilerlemesi durumunda sektörün PD/DD (Piyasa Değeri/Defter Değeri) oranlarında iyileşmeler görülebilir.
Bu işbirliği sürecinde dikkat edilmesi gereken potansiyel riskler de bulunmaktadır. Suriye’deki mevcut siyasi ve güvenlik durumu, ekonomik reformların ilerleyişini olumsuz etkileyebilir. Uluslararası yaptırımlar ve bölgesel istikrarsızlık, ticari ve finansal işlemlerin önünde engel teşkil edebilir. Ayrıca, anlaşmaların uygulama safhasındaki bürokratik engeller ve operasyonel zorluklar da sürecin hızını yavaşlatabilir. Yatırımcıların, bu gelişmelerin uzun vadeli etkilerini değerlendirirken, bölgesel dinamikleri ve Suriye’nin kendi içindeki ekonomik ve siyasi istikrarını göz önünde bulundurmaları gerekmektedir.














