Dolar Endeksi 102 Seviyesinde, Faiz Artışı Beklentileri Geriledi
ABD’de açıklanan zayıf istihdam verileri sonrasında Dolar Endeksi haftanın ilk işlem gününde 102 civarında sakin bir seyir izledi. Bu veriler, Federal Rezerv’in (Fed) yakın dönemde faiz artırımı yapacağı beklentilerini azaltırken, endeksin Nisan 2025’ten bu yana en yüksek seviyelerine yakın kalmasına neden oldu. Euro Bölgesi’ndeki mali borç ve Fransa’daki siyasi belirsizlikler de doların güçlü kalmasındaki etkenler arasında yer aldı.
Cuma günü yayınlanan ABD istihdam raporu, Eylül ayında yalnızca 29 bin yeni istihdam yaratıldığını ortaya koydu. Bu rakam, piyasa beklentisi olan 90 binin oldukça altında kalırken, Ağustos ayı rakamında da 133 binlik bir aşağı yönlü revizyon yapıldı. İşsizlik oranının yüzde 4.2’ye yükselmesi ve yıllık ortalama ücret artışının beklentilerin aksine yüzde 3’e gerileyerek Mayıs 2021’den bu yana en düşük seviyeye inmesi dikkat çekti. Bu gelişmeler, Fed’in para politikasına ilişkin beklentileri de etkiledi. Piyasalar, Fed’in bu ayki toplantısında politika değişikliğine gitmeme olasılığını yaklaşık %80 olarak fiyatlıyor. Aralık ayında bir faiz artırımı olasılığı ise yaklaşık %69 seviyesinde görünüyor.
Interactive Brokers kıdemli ekonomisti Jose Torres, işgücü piyasasındaki mevcut istikrarın devam ettiğini ancak son verilerdeki aşağı yönlü revizyonların ABD ekonomisindeki istihdam görünümüne ilişkin riskleri artırdığına dikkat çekti. Torres, yılın ilk dokuz ayında iki kez istihdam kaybı yaşanmış olmasının, Fed’in gelecekte 100 baz puanlık bir faiz artışı yapma kabiliyetini sınırlayabileceğini belirtti. Bu durum, piyasalarda faiz beklentilerinde bir miktar yumuşamaya yol açtı.
Euro Üzerindeki Baskı Artıyor
Doların küresel bazda güçlenmesinde eurodaki zayıflama da önemli bir rol oynuyor. Rabobank Döviz Stratejisi Başkanı Jane Foley’e göre, Fransız ve Alman devlet tahvilleri arasındaki getiri farkının açılması, Euro Bölgesi varlık piyasalarına yönelik risk algısını yükseltiyor. Bu durum, eurodan sermaye çıkışlarını tetikleme potansiyeli taşıyor.
Euro üzerindeki baskı yalnızca ekonomik ve siyasi gelişmelerle sınırlı değil. Avrupa’daki düşük doğal gaz stokları, yüksek enerji fiyatları, Çin’den gelen artan rekabet, Almanya Başbakanı’nın zayıflayan siyasi konumu ve Rusya kaynaklı potansiyel hibrit saldırı riskleri gibi faktörler de euroya yönelik endişeleri artırıyor. Bu çok yönlü baskılar, euro için daha kırılgan bir görünüm çiziyor.
Küresel piyasalarda bu gelişmeler yaşanırken, emtia piyasalarındaki hareketlilik de yakından takip ediliyor. Petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü baskının devam ettiği ve arzı artırma çabalarının henüz yeterli olmadığı gözlemleniyor. Altın ise Fed’in faiz kararlarına ilişkin beklentilerdeki değişimlere paralel olarak haftaya temkinli bir başlangıç yaptı. Bu gelişmeler, yatırımcıların belirsizlik karşısında güvenli liman varlıklarına yönelme eğilimini güçlendiriyor.
Bu tür ekonomik göstergeler ve küresel gelişmeler, yatırımcıların Canlı Döviz ve diğer finansal varlıkların hareketlerini yakından izlemesini gerektiriyor. Doların mevcut güçlü seyri ve eurodaki zayıflık, döviz kurlarında önemli dalgalanmalara neden olabilir.
Finans Hattı Yorum:
ABD’den gelen zayıf istihdam verileri, Fed’in faiz politikasına ilişkin beklentileri yeniden şekillendirerek küresel dolar dinamiklerini doğrudan etkiliyor. Dolar endeksinin 102 seviyesindeki dirençli duruşu, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturmaya devam edebilir. Bu durum, özellikle dış borcu yüksek olan ekonomiler için finansal riskleri artırabilir.
Euro Bölgesi’ndeki siyasi ve ekonomik türbülans, euronun dolar karşısında zayıf kalmasına neden olurken, bu durumun küresel ticaret akışları ve diğer majör para birimleri üzerinde de dolaylı etkileri olacaktır. Yatırımcı duyarlılığı, bu belirsizlik ortamında riskten kaçış eğilimini destekleyerek güvenli liman varlıklarına olan talebi artırabilir.
Önümüzdeki dönemde ABD’den gelecek ek istihdam ve enflasyon verileri, Fed’in faiz kararını daha net ortaya koyacaktır. Euro Bölgesi’ndeki siyasi gelişmelerin seyri ve enerji arzı ile ilgili jeopolitik risklerin yönetimi, küresel piyasaların yönünü belirlemede kritik rol oynayacaktır. Yatırımcıların, bu faktörleri yakından takip ederek stratejilerini buna göre ayarlamaları önem taşıyor.
















