ABD Merkez Bankası Faiz Politikasında Ayrışan Görüşler
Geçen hafta gerçekleştirdiği toplantıda 25 baz puanlık faiz artırımına giden ABD Merkez Bankası (Fed), yılın geri kalanındaki politika patikasına ilişkin küresel finans kuruluşları arasında farklı tahminler öne çıkıyor. Goldman Sachs, First Abu Dhabi Bank ve PGIM gibi önde gelen kurumlar, Fed’in gelecekteki faiz kararlarına dair çeşitli senaryoları masaya yatırdı.
Goldman Sachs Asset Management, tarımsal ve enerji kaynaklı fiyat baskılarının zamanla hafifleyebileceği, ekonomide belirgin bir aşırı ısınma belirtisi olmadığı ve enflasyon beklentilerinin çıpalanmış kaldığına dikkat çekiyor. Bu analiz çerçevesinde kurum, Fed’in sürdürülebilir bir faiz artırım döngüsüne girmesini beklemiyor. Ancak, geçen haftaki toplantıda yayımlanan noktasal grafikler, politika yapıcıların bu yıl bir faiz artışına daha işaret ettiğini gösteriyor. Bu durum, piyasalarda belirsizliği artırırken, Fed’in enflasyonla mücadeledeki kararlılığının devam edip etmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.
First Abu Dhabi Bank’tan Simon Ballard, Fed’in önceki toplantıda aldığı 25 baz puanlık faiz artırım kararının 12-0 gibi ezici bir çoğunlukla desteklenmesinin, piyasalara “daha fazla sıkılaştırma gelebilir” şeklinde bir mesaj verdiğini belirtti. Buna rağmen Ballard, ekim ayındaki Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında faiz artışına ara verilmesinin, Fed’in enflasyonu hedef seviyesine geri getirme konusundaki kararlılığını sürdürürken, önceden belirlenmiş katı bir döngüye girmediği yönünde bir mesaj verebileceğini öngörüyor. Piyasa beklentileri ise, yılın kalan iki Fed toplantısında toplamda 37 baz puanlık bir faiz artışını fiyatlıyor, bu da ihtiyatlı bir yaklaşımı yansıtıyor.
PGIM’den Robert Sockin ise daha farklı bir tablo çiziyor. Sockin, Fed’in bu yıl iki kez daha faiz artırmasını ve ardından 2027 yılına kadar sürecek uzun soluklu bir bekleme dönemine geçmesini bekliyor. Sockin’in analizine göre, ekonominin faiz artışlarına olan duyarlılığının giderek azalması, Fed’i enflasyonu soğutmak için beklenenden daha agresif sıkılaştırma politikaları uygulamaya zorlayabilir. Bu senaryoda, toplam faiz artışının 75 baz puanı aşması durumunda, ABD ekonomisinde resesyon riskinin önemli ölçüde artabileceği uyarısında bulunuluyor. PGIM, mevcut koşullar altında resesyon olasılığını yüzde 20 olarak değerlendiriyor. Özellikle, yapay zekâ bağlantılı teknolojik gelişmelerin ekonomik faaliyetlerde yaratabileceği potansiyel bir düzeltme, bu riski daha da yukarı çekebilir.
Küresel piyasalar, Fed’in faiz politikası yol haritasını yakından takip ederken, bu farklı senaryolar, yatırımcıların stratejilerini belirlemede önemli rol oynuyor. Enflasyonist baskıların seyrine, ekonomik aktivite göstergelerine ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak Fed’in kararlarında değişiklikler yaşanabilir. Bu durum, Canlı Döviz Fiyatları başta olmak üzere döviz kurlarında ve diğer finansal varlıklarda dalgalanmalara neden olabilir. Yatırımcıların, olası faiz artışları ve olası bir resesyon riskini göz önünde bulundurarak portföylerini çeşitlendirmeleri tavsiye ediliyor.
















